YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14864
KARAR NO : 2012/979
KARAR TARİHİ : 26.01.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ( Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında satım sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden ve dava konusu … Bank Şubesine ait 30/06/2010 tarihli 4743241 Seri Nolu, 20.000.-TL bedelli, 31/07/2010 tarih 4743242 seri nolu 20.000.-TL bedelli, 31/08/2010 tarih 4743243 Seri nolu 20.000.-TL bedelli ve 30/09/2010 tarih 4743244 Seri Nolu 20.000.-TL bedelli toplam dört adet çekin verildiğini, davacı şirketin mali durumunun kötü gitmesi nedeniyle taraflar arasında 01/05/2010 tarihinde sözleşmenin iptaline yönelik protokol düzenlendiğini, protokol gereğince davalı şirketin bu çekleri üçüncü şahıslardan alıp geri vereceğini taahhüt ettiğini, ancak çeklerin aradan uzun süre geçmesine rağmen iade edilmediğini belirterek dava konusu çeklerin iptali ile bu çekler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitini, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın davalının yerleşim yeri olan Bakırköy’de açılması gerektiği, ayrıca davacı tarafın siparişi üzerine imal edilecek makinalar karşılığında dava konusu çeklerin verildiğini, sonrasında davacı şirketin siparişi iptal etmek istediğini, ancak söz konusu çeklerin davalı şirket tarafından ciro yoluyla üçüncü kişilere verildiğini, davacı tarafın sözleşme iptali olarak sunduğu belgenin davalı şirketi bağlamayacağını, davacının öncelikle kendi taahhüdünde durmayarak teslime hazır makina için ödenmesi gereken peşinatı tediye etmekten imtina ederek sözleşme iptalini talep ettiği ve ardından davaya konu çekler için mahkemeden ödeme yasağı alarak bu davayı kötüniyetle açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yargılama sırasında dava konusu çek asıllarının davalı tarafça bankaya iade edildiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı, taraflar arasındaki sözleşmede sözleşmenin iptali ile birlikte dava konusu çeklerin müşterilerde olması sebebiyle iadesinin sonraya bırakılmasının kararlaştırıldığı, ancak iade edilmeyince tedbir kararı alınarak iş bu menfi tespit davasının açıldığı, davalı şirketin çeklerin müşterilerde olması nedeniyle iadede davalının kötüniyetinden bahsedilemeyeceği ve aleyhine tazminata hükmedilemeyeceği, ancak dava açılmasına davalı taraf sebebiyet verdiğinden davacı lehine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalının sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davaya konu çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve çeklerin iptaline ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen 01/05/2010 tarihli sözleşme iptal protokolünde “Kullanılan 4 adet çekleri ilgili firmalardan iadesi talep edilmiş olup gelir gelmez iade edilecektir.” hükmüne yer verilmiştir. Yargılama sırasında çeklerin bankaya iade edildiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiş ise de taraflar arasında düzenlenen sözleşme iptal protokolünde dava konusu 4 adet çekin ilgili firmalardan iadesinin talep edildiği, gelir gelmez iade edileceği bildirilmiş olup, iadesi için kesin ve belirli bir süre öngörülmemiştir. Davalı çeklerin ilgili firmalardan iadesi sonucu bankaya iade ettiğinden dava açılmasına, davalının sebebiyet verdiği kanaatine varılamaz. Mahkemece davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği gözönüne alınarak yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.