YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4508
KARAR NO : 2012/10665
KARAR TARİHİ : 27.06.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı-karşı davalı vekili, davalı şirkete satılan şarapların bedelinin zamanında ödenmemesi üzerine taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen hüküm uyarınca davalı ile varılan mutabakat sonucunda düzenlenen 12.11.2008 tarihli vade farkı faturasının keşide edilen kat ihtarnamesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek söz konusu fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davada ise davalının yasal süresi içinde karşı davasını açmadığından karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, davalının vadesinde edimlerini yerine getirmediğinden sözleşmeden doğan yan edimler yönünden BK’nın 81. maddesi gereği ödemezlik def’inde bulunduklarını, sözleşmenin 10. maddesi gereği vergilerde meydana gelebilecek fiyat değiştirme hakkının yalnızca müvekkil şirkete verildiğini ve davalı-karşı davacının herhangi bir talep hakkının bulunmadığını ileri sürerek karşı davanın reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili asıl davada; davacı şirketin, müvekkili ile aralarında imzalanan Sofra Şarabı Sözleşmesinin 8. maddesinden doğan edimlerini yerine getirmediğini, davacı şirketin gönderdiği ihtarnamenin ekindeki dava konusu 12.11.2008 tarihli 62.182,26.-TL bedelli fatura içeriğinin davacıya iade edildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiş, karşı dava ile cari hesaptan doğan bakiyenin yanı sıra 14.02.2008 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile sofra şarabında ÖTV indirimine gidildiği halde bu indirimini bu dönem içerisinde müvekkili şirkete dahil işletmelerde fiyatlara yansıtılmadığını, sözleşmenin cezai şartlar başlıklı 10 maddesinde ÖTV’de yapılan indirim sonucunda ürünlerde indirime gidileceği hükmü uyarınca hesaplanarak mutabık kalınan 33.670,00.-TL + KDV tutarındaki ÖTV indirimi hak edişinin yalnız 24.850,00.-TL’sinin ödendiğini, kalan 8.820,00.-TL + KDV bedeli 10.407,00.-TL ödenmediğini, itiraz edilen ve kabul edilmeyen vade farkı faturasına dayanılarak davacının ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaya çalıştığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla temerrüt gerçekleşmediğinden 27.11.2008 den takip tarihine kadar işlemiş faiz istenemeyeceğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00.-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı – karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı ile davalı arasında 01.06.2007 – 01.06.2008 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenen sözleşmenin 10-C maddesinde ödemelerin sözleşmede belirtilen zamanda yapılmaması durumunda aylık % 2 gecikme zammı hesaplanarak davalıya fatura edileceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle davacının zamanında yapılmayan ödemelere dayalı vade farkı isteyebileceğinin kararlaştırıldığı, davacı ile davalı tarafından imzası kabul edilmeyip ancak şirket çalışanı olduğu davalı vekili tarafından kabul edilen …’ın imzasını içeren ve davacı şirketin kayıtlarına işlendiği saptanan 14.11.2008 tarihli hesap mutabakatı ile davacının cari hesaptan 51.347,79.-TL alacaklı olduğu, bu durumda davacının tespit edilen 51.347,79.-TL’den 10.053,44.-TL ile 14.250,86.-TL’nin toplamı mahsup edildiğinde davacının davalıdan 27.043,69.-TL alacaklı olduğu, bu tarihten sonra teslim edilen mal bedeli 566,40.-TL ilave edildiğinde takip konusu miktar kadar alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile; davalının takip dosyasındaki takibe itirazının iptaline, haksız itiraz nedeniyle takip konusu alacağın % 40’ına isabet eden 14.290,84.-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı – karşı davacıya dava dilekçesi 20.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 23.08.2010 tarihinde HUMK’nun 197 maddesi uyarınca cevap süresinin duruşma gününe kadar uzatılmasının talep edildiği, mahkemece talep hakkında bir karar verilmediği, mahkemece cevap süresinin uzatılması hakkında olumlu bir karar verilmedikçe davalının süre uzatılması talebi reddedilmiş sayılacağı, HUMK’nun 195 maddesinde 10 günlük yasal süre içinde cevap ve karşı dava dilekçesinin sunulmayıp bu süre dolduktan sonra davalı tarafça 01.11.2010 tarihinde ibraz edildiği, davacı vekili süre geçtikten sonra sunulan cevap ve karşı dava dilekçesine itiraz ettiğinden cevap süresi geçtikten sonra açılan karşılık davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı-borçlunun icra takip tarihinden önce BK’nın 101. maddesi uyarınca temerrüde düşürülüp düşürülmediği tespit edilerek temerrüdün oluşması halinde takip tarihi itibariyle işlemiş faiz alacağının bilirkişi aracılığıyla hesaplattırılarak alınacak raporun sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.