YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3292
KARAR NO : 2012/6240
KARAR TARİHİ : 12.04.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı, davalı banka tarafından adına kullandırılan kredi ikraz sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek kredi sözleşmesi gereğince davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; 19.10.1999 tarih ve 368 nolu tarımsal krediler ikraz sözleşmesindaki davacıya atfen atılan imzanın davacının eli ürünü olduğunun ispatlanamadığı, kredinin kime ödendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile davacının davalıya 19.10.1999 tarih ve 368 sayılı banka kredi sözleşmesi gereğince borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle mahkemece alınan Adli Tıp Kurulu raporu içeriği ve dosya kapsamı gözetildiğinde, sözleşmedeki imzanın davacıya ait olduğunun kanıtlanamamış olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 5766 Sayılı Kanunun 11. maddesinin (ç) bendi ile değişik 123. maddesindeki harç istisnası yutrdışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerle sınırlı olarak uygulanmaktadır. Yeniden yapılandırma ile ilgili 4603 sayılı Kanunda öngörülen muafiyetin ise T.C Ziraat Bankası’nın davacı olduğu davalarda uygulanabileceği, anılan yasa hükmü gereğidir. Somut olayda davalı durumundaki bankanın harçtan muaf olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Harç kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu durumda mahkemece; davalı bankanın karar ve ilam harcı ile sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.