Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/6562 E. 2011/1976 K. 16.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6562
KARAR NO : 2011/1976
KARAR TARİHİ : 16.02.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 30.03.2010
No : 93-172

Taraflar arasındaki menti tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, …’nın kefil olduğunu, kullandırılacak kredi teminatı olarak ipotek verildiğini, çıkarılan hesap özetinde müvekkilinin kullandığı krediden fazla borç bulunduğunu, davalı memurlarınca gösterilen ödeme dekontları ve talimatlardaki imzaların müvekkilinin yetkilisine ait olmadığını, müvekkilinin borcunu aşacak şekilde 02.03.2005 tarihinde 34.000.-TL’yi davalı bankaya ödediğini, müvekkilinin imzalarını taşımayan belgelere dayalı yapılan ödemelerden sorumlu olmadığını belirterek müvekkilinin kredi sözleşmesinden doğan borcu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıyı müvekkilinin değil çalışanının zarara uğrattığını, bankanın kusurunun bulunmadığını, davacının sahte belge ile para çekildiğini ispatlayamadığını, davacının gönderilen hesap özetlerine itiraz etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, hesaptan çekilen 74.000.-TL’den 39.000.-TL’nin davacının eli ürünü olmayan imzalar ile çekildiği, bankanın müşterinin bizzat müracaatı olmaksızın çalışanına söz konusu ödemeleri yaptığı, bankanın ödemeyi yapmakta kusurlu olduğu, bu miktardan davacının sorumlu olmayacağı, bilirkişi raporuna göre hesap kat tarihi itibariyle davacının 33.719.10.-TL ödemesi gerektiği, kalan 54.826.76.-TL miktarda sorumlu olmadığı, talep miktarının 54.545.76.-TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının kullandırılan kredi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı … da dava dilekçesinde davacı olarak yer almış ve vekaletnameyi de kendi adına asaleten, diğer davacı şirketi temsilen düzenletmiş olduğundan davada davacı sıfatı bulunduğu gözetilerek bu davacı yönünden de bir hüküm kurulması gerekirken mahkemece adı geçen davacı hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
3- Davalı vekilinin temyizine gelince; davacı şirketin yetkilisi olan …’nın imzası taklit edilerek davalı bankaya verilen müteaddit talimatlar gereğince davacı şirketin o tarihlerde muhasebecisi olduğu dosya içeriğinden anlaşılan …’a davalı bankaca ödemeler yapıldığı dosyaya sunulan dekont örneklerinden anlaşılmaktadır. Her ne kadar anılan talimatlardaki imzaların davacı şirketin yetkilisi …’ya ait olmadığı adli tıp raporu ile saptanmış ise de, ihtilafsız 2 adet ödeme talimatı altındaki imzalar ile sahte talimatlardaki imzaların ilk bakışta çıplak gözle birbirine benzedikleri gözetilerek o tarihlerde davacı şirketin muhasebecisi olan ve ihtilafsız talimatlara istinaden yapılan ödemeleri de kabul eden …’a dosyaya sunulan dekontlarla ödemelerin gerçekleştirilmiş bulunduğu sabit olduğuna göre, …’ın şirket adına kendisine yapılan ödemeleri şirkete vermesi gerektiği ve buna aykırı davranışının saptanması halinde ise, davacı şirketin adı geçen çalışanına başvurabileceği hususları gözetilerek, bu yönler üzerinde durulup tartışılarak delillerin hep birlikte değerlendirilmesinden sonra varılacak uygun sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, davacının peşin harcının istek halinde iadesine, 16.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.