YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9680
KARAR NO : 2012/14865
KARAR TARİHİ : 11.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin yeğeninin eski eşi olan …’nın bankadan kredi kullanabilmesi için aslında davacının olan evin ipotek edildiğini, bankaya olan borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlanarak evin icraen satışının istendiğini, davacının evin satılmaması için birinci satış günü olan 18.04.2008 tarihinde açık arttırmaya katıldığını, açık arttırma sırasında davalının fiyatı 80.000,00 TL’ye arttıracağını söyleyerek davacıyı tehdit etmesi üzerine davacının …’nın davalıya olan borcunu ödemeyi kabul etmek zorunda kalarak evin ihalesinin davacı üzerinde kalmasından sonra boş senede ismini yazarak imzalamak zorunda kaldığını, davalının tehdit ile imzalattığı bono ile aleyhe icra takibine başladığını belirterek, icraya konu bono ile borçlu olunmadığının tespitine, davacı maaşından kesinti yoluyla tahsil edilen 4.195,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, dava konusu bononun davacıya verdiği borç para karşılığı düzenlendiğini, borcun satış tarihinden önce verildiğinin bononun tanzim tarihinden de anlaşıldığını, iddiaların doğru olmadığını, kaldı ki açık olarak düzenlenen bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunun da yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı yanca icraya konu 15.03.2008 tanzim, 15.07.2008 vade tarihli, 80.000,00 TL’lik senedin davalının tehdidi ve psikolojik baskısı ile imzalanıp verildiği iddiasında bulunulduğu, davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği vakalarla bağlı olduğu, BK’nun 31. maddesi gereğince hata, hile veya ihrah sonucunda sözleşme yapan tarafın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde sözleşme ile bağlı olmadığı, davalı yana usulüne uygun olarak bildirmediğinden ve bu süre de geçmiş olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.