YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12981
KARAR NO : 2012/6137
KARAR TARİHİ : 14.05.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, seyir halinde iken başka bir araca arkadan çarparak hasarlandığını, davalı … şirketinin başvuruya rağmen hasar bedelini ödemediğini belirterek 5.662 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı aracın poliçeye aykırı şekilde kiralandığının tespit edildiğini, davacının doğru ihbar yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 4.220,25 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
TTK.’nun 1290.maddesi ve Kasko Sigortası Genel Şartlarının c.2.2. maddesi uyarınca, sigorta ettiren kimse sigortacının sözleşme yapılırken gerçek tdurumu bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır koşullarda yapmasını gerektirecek bütün hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olması her ne kadar sigortacıya gerçeği öğrendiği tarihten
itibaren bir ay içerisinde sigortalının kastı varsa akitten cayma hakkı verirse de, sigortalının kastı yoksa, yani ihlal kusura dayanıyorsa bu hak rizikonun gerçekleşmesinden sonra kullanılamaz, sigortacının orantılı tazminat ödemesi gerekir.
Somut olayda, davalı … vekili, aracın rent a car olarak kullanıldığını, bu nedenle teminat dışında olduğunu ileri sürmüştür. Dava konusu kazaya ilişkin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/74839 soruşturma sayılı dosyasında şüpheli (davacı) …, aracı … isimli şahsa kiraladığını, kazanın … zilyetliğinde iken meydana geldiğini beyan etmiş müşteki …’da aracı …’den kiraladığını ve kaza yaptığını beyan etmiştir.
Soruşturma dosyası içeriğine göre araç, sigortalı …’den kiralanmış ve kaza bu esnada meydana gelmiştir.
TTK.nun 1266 maddesine göre poliçede nelerin yazılı olacağı belirlenmiştir. TTK. nun 1264/4 maddesine göre de genel şartlarda yazılı olmayan bir husus sigortalı aleyhine değiştirilemez. Değiştirilmiş ise bu değişiklik geçersizdir. BK.nun hükümleri TTK. 1264/1 maddesi gereğince ticaret kanununun bu konuları düzenleyen beşinci kitabında düzenleme olmazsa uygulanır. Ancak, poliçe genel şartlarının sigortalı aleyhine değiştirilemeyeceği TTK.1266, 1264/4 maddeleri kapsamında düzenlendiğinden TTK. 1264/1 maddesi gereğince somut olayda BK.nun hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
O halde mahkemece, hususi olarak sigortalanan araç için tahakkuk ettirilen prim ile aracın kiralanarak kullanılacağının bilinmesi durumunda ödenmesi gereken prim miktarı belirlenerek, arasındaki orana göre hasardan proporsiyon indirimi yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14.5.2012 gününde başkan … ile …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, Kasko Sigorta Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
TC. Anayasanının 48.maddesinde “herkesin sözleşme hürriyetine sahip olduğu”…,
818 sayılı BK.19.maddesinde “bir akdin mevzuunun, kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunabileceği, kanunun kati suretle emreylediği hukuki kaidelere veya kanuna muhalefet, ahlaka (adaba) veya umumi intizama yahut şahsi hükümlere müteallik haklara mugayir bulunmadıkça iki tarafın yaptıkları mukavelelerin muteber bulunduğu” öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere hukuk sistemimizde emredici hükümlere aykırı olmamak koşuluyla, irade hürriyeti ve akit serbestisi sınırları içerisinde tarafların diledikleri gibi sözleşme yapabilmemeleri mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesinde özel şart (kloz) olarak “aracın rent a car.., kiralama vs. sonucu meydana gelen hasarların teminat kapsamında bulunmadığı” kararlaştırılmıştır.
Davalı … vekili, aracın rent a car olarak kullanıldığını bu nedenle rizikonun teminat dışında kaldığını ileri sürmüştür.
Dava konusu kazaya ilişkin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/74839 soruşturma sayılı dosyasında şüpheli (davacı) …, aracı … isimli şahsa kiraladığını, kazanın … zilyetliğinde iken meydana geldiğini beyan etmiş müşteki …’da aracı …’den kiraladığını ve kaza yaptığını bildirmiştir.
Bu durumda rizikonun, aracın rent a car olarak kullanımı sırasında gerçekleştiği sabittir.
Taraflar arasında düzenlenen Kasko Poliçesindeki Özel Şart TTK.1264.maddesinde sayılan emredici kanun hükümlerine aykırı olmadığı gibi, TTK.1266/son ve 1281/2 maddesi hükümlerine uygun bulunmaktadır.