YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8702
KARAR NO : 2012/14632
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davacı şirket ile davalı …’ın temsilcisi olduğu davalı … Ltd. Şti. arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin,davalı şirketin edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle feshedildiğini, bu davalılara ihtarname keşide edilerek,akdin fesih edildiği, zararların tazmini yoluna gidileceği, teminat olarak verilen dört adet senedin iadesinin gerektiğinin ihtar edildiğini, ihtarnameye karşı cevap verilmediği gibi senetlerin de iade edilmediğini, davaya konu senetlerden bir tanesini icra takibine konu eden davalı …’in müvekkili şirketin sözleşmesini fesheden tutanakta imzası olduğunu, senetlerin bedelsizliğini bildiğini belirterek, senetler bakımından davacı müvekkili şirketin borçsuz bulunduğunun tespitine,bedellerinin ödenmesi halinde istirdatına, haksız ve kötü niyetli davalılar aleyhine %40 tan aşağı olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; müvekkili ile … arasında alacak borç ilişkisinden başka bir ilişkinin mevcut olmadığını, şuanda aralarında hukuki husumet söz konusu olduğunu, davacı şirketin, … adına düzenlenen senet sebebiyle araya dava dışı … Şirketini katmakta olduğunu, davacı şirket yetkilisi …’un müvekkilini tanıdığını, defalarca bu senedin ödenmesi hususunda görüşmeler yapıldığını, müvekkilinin …’dan yüklü miktarda alacağının olduğunu da bildiğini, gerçekte borçlu bulunduğu bu senedi ödememek için bu yollara başvurduğunu, müvekkilinin … a iyilik yapmak ve zarar görmesini engellemek için …’a baskı yaparak, bayilik sözleşmesini aldığını ve …’a teslim ettiğini, bu senedin müvekkiline …’un bilgisi dahilinde verildiğini ve … bu senedi ödeyeceğini müvekkilinin kendisine taahhüt ettiğini belirterek davanın reddine ve davacının %40 icra inkar tazminatı ile cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar adlarına usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi de sunmamışlardır.
Mahkemece, toplanan delillere göre; senetlerde ve icra takip dosyasında davalı şirketin adı olmadığından davalı şirkete karşı açılan davanın husumetten reddinin gerektiği,davacının, lehtar …’la değil, …’ın temsilcisi olduğu davalı şirketle ticari ilişkisinin olduğunu savunmasına, davalı şirketin yazılı belge niteliğindeki senette adının geçmemesine, davalı …’la arasında teminat senedi olduğuna dair yazılı delil sunamamasına, tanık dinletme talebinin davalı tarafça kabul edilmemesine ve davacının kendisine hatırlatılan yemin delilini de kullanmamasına göre, davalı …’a karşı dava konusu senetlerin teminat senedi olduğunu kesin olarak kanıtlayamadığı, bu durumda senetlerin hamili olan davalı …’e karşı açtığı davayı da kanıtlayamadığının kabulünün gerektiği gerekçesiyle davalı … Şirketine karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle diğer davalılara karşı açılan davanın kanıtlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 08.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.