YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8075
KARAR NO : 2012/933
KARAR TARİHİ : 26.01.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu … arasında akdedilen tarımsal kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil olan davalı aleyhine girişilen icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu kredi borcunun asıl borçlu adına kayıtlı taşınmaz üzerinde ipotekle teminat altına alındığını, bu nedenle öncelikle borcun teminatı olan ipotekli malın satışının yapılması gerektiğini, taşınmazın satışından sonra kalan miktar için kefillere yönelebileceğini belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, kredi sözleşmesine istinaden asıl borçluya ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği, ipotekli taşınmazın satışının yapılıp ipotek miktarını aşan kısım için kefiller aleyhine takip yapılabileceği, oysaki davacı bankaca ipotekli taşınmazın satışı yapılmadan ve borcun ipotek kısmını aşıp aşmadığı belli olmadan davalı aleyhine takibe geçmesi ve borcun tamamını kefillerden istemesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı banka tarafından tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için davalı kefil aleyhinde “tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla” genel haciz yoluyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. BK’nun 487.maddesinde kefilin borçlu ile birlikte müteselsil olarak sorumlu olması halinde alacaklının asıl borçluya müracaat etmeden ve ipotekleri paraya çevirmeden kefil aleyhine takip yapabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda davacı bankanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı kefil aleyhine icra takibi başlatmasında kanuna aykırı herhangi bir nokta bulunmamaktadır. Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 26.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.