Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/10923 E. 2011/12289 K. 15.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10923
KARAR NO : 2011/12289
KARAR TARİHİ : 15.12.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, … 26.İcra Müdürlüğünün 2010/2128 sayılı takip dosyasında 9.2.2010 tarihinde trafik kaydına haciz şerhi konulan… plakalı aracın noter satış sözleşmesiyle borçludan satın alındığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep edilmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz şerhinin noter satışı ile aynı gün konulduğunu, aynı gün yapılan satışın muvazaalı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu, aracın haciz saatinden önce davacıya satıldığını beyan etmiştir.
Mahkemece, haciz ile satışın aynı gün olduğu, ancak haciz saatinin daha sonra olduğu, mülkiyetin satışla davacıya geçtiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, vekalet ücretine yönelik olarak davacı 3.kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96. Vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu… plakalı araç hacizle aynı gün 9.2.2010 tarihinde noterce düzenlenen satış senedi ile borçlu tarafından davacı 3.kişiye satılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d maddesinde, trafikte kayıtlı her türlü aracın satış ve devrinin noterlerce yapılacağı düzenlenmiştir. Satışın sicile işlenmesi ise idari bir işlemdir. Bununla birlikte hacizle aynı tarihte yapılan
Satışlarda satışın danışıklı olduğu, hacizin konulduğu gün aracı satın alan davacı 3.kişinin iyiniyetinin korunamayacağı Dairemizin yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. Somut olayda da haciz tarihi ile noter satış tarihi aynı gün olduğundan satış muvazaalıdır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmiş ise de temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılamamıştır. Ancak HUMK. 417. maddesi hükmüne göre yargılama masraflarından aleyhine hüküm verilen tarafın sorumlu olması gerekir. 418. maddesinde ise lehine hüküm verilen taraf davayı kasten uzatmış,lüzumsuz masraf yapmış ve elinde olupta hükme tesir eden belgeleri zamanında hasmına bildirmemiş ise yargılama masraflarının tamamı veya bir kısmı üzerinde bırakılabilir. Davacı 3.kişinin davası kabul olunduğuna göre yargılama masraflarından olan ücreti vekaletin davacı yararına olmak üzere takip konusu alacak miktarı ile mahcuz malın değerinden hangisi daha az ise o değer üzerinden nisbi olarak hesaplanarak hükmedilmesi gerekirken trafik kaydına haciz konulmasında alacaklının kusuru olmadığı gerekçe gösterilerek davacı yararına avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına biçiminde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/2.maddesi delaletiyle HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin 5.bendinin tamamen hükümden çıkartılarak yerine “karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 7.511,20 TL. Nisbi avukatlık ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine” tümcesinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine üye …’ın muhalefetiyle 15.12.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dava, İİK’nun 96 vd.maddesinde öngörülen 3.kişinin istihkak istemine ilişkindir.
Araçların trafik kayıtlarına konulan hacizlerde, haciz şerhi ile aynı gün yapılan satış sözleşmelerinin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlem niteliğinde bulunduğu, bu nedenle alacaklının haklarını etkilemeyeceği Dairemizin istikrar kazanan uygulaması ile kabul edilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta … plakalı aracın davacı 3.kişiye satışı ile araç kaydına haciz konulması aynı güne tesadüf ettiğinden davacının aracı temellükü muvazaalıdır.
Bu halde ilk derece mahkemesince 3.kişinin istihkak davasının reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu istihkak davasının kabulüne karar verilmiş, mahkemece davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Davacı lehine vekalet ücreti takdiri gerektiğinden bahisle temyize gelmiş,
Sayın çoğunluk, istihkak davasının kabulüne ilişkin kararın davalı tarafça temyiz edilmeksizin kesinleşmesi nedeniyle davacı lehine nisbi vekalet ücretine de hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıya 7.511,20 TL nisbi vekalet ücreti taktir etmek suretiyle ilk derece mahkemesi kararını düzelterek onamıştır.
Sayın çoğunluğun davacı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin düzelterek onama kararına katılamamaktayım.
Zira;
İlk derece mahkemesi reddedilmesi gereken istihkak davasını yanılgılı değerlendirme sonucu kabul etmiş,
Aleyhindeki karar davalı alacaklı tarafından temyiz edilmemiştir.
Bu halde haczin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrası davacı yönünden usuli kazanılmış hak teşkil etmektedir.
Sayın çoğunluk bu hususu maddi anlamda kesin hüküm (HUMK.237.) olarak değerlendirmekle birlikte ortada maddi anlamda bir kesin hükümden söz edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Maddi anlamda kesin hükümde mahkeme-Yargıtay davadan tamamen elini çekmiş durumdadır.
Oysa davadaki taleplerden birinin kesinleşmesi (Uyuşmazlıkta istihkak davasının kabulü ile haczin
kaldırılması) halinde mahkeme-Yargıtay davadan henüz elini çekmiş değildir. Çünkü, yargılama diğer taleplerle ilgili (Uyuşmazlıkta vekalet ücreti) devam etmektedir.
6100 sayılı HMK’ 323/g ve 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 169.maddesi gereğince davadan haksız çıkan tarafa yükletilmesi gereken vekalet ücretinin somut uyuşmazlıkta davalı alacaklının davada haksız bulunmaması nedeniyle davalı alacaklıya yükletilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle sayın çoğunluğun, davada davalı alacaklının vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasına ilişkin görüşüne katılamıyorum.
Diğer taraftan davacı 3.kişi temyize salt kendisine vekalet ücreti hükmedilmemesi nedeni ile gelmiş, sayın çoğunluk görüşü ile temyiz itirazı yerinde görülerek davalıya 7.511,20 TL nisbi vekalet ücreti yükletilmek suretiyle karar düzeltilerek onanmıştır.
Oysa 6100 sayılı HMK. geçici 3/2.maddesi delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK. 438/7.maddesinde “ancak yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmaması halinde hükmün düzeltilerek onanabileceği” hükmü karşısında davacı temyiz edenin sadece vekalet ücretinden temyize geldiği dikkate alındığında ilk derece mahkeme kararının sayın çoğunluk tarafından sadece bozulmakla yetinilmesi, ilk derece mahkemesinin direnme yolunun kapatılmaması gerekirken kararın düzeltilerek onanmasınında HUMK 438/7.maddesi uygun bulunmadığı düşüncesindeyim.