YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14603
KARAR NO : 2011/1025
KARAR TARİHİ : 02.02.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 10.06.2010
No : 532-244
Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne, yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden T.İş Bankası, İş Finansal Kiralama A.Ş ve Finans Finansal Kiralama A.Ş vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi kök raporunda, iflas erteleme talebinde bulunan şirketin hazırladığı reel bilanço esas alınıp demirbaş ve iş makinelerinin amortisman değerleri düşülerek yapılan hesaplamaya göre şirketin borca batık olduğu, iyileştirme projesinin uygulanabilir öngörüler içerdiği belirtilmiş, ek raporda ise reel bilançonun sübjektif olup, gerçeği yansıtıp yansıtmadığına ve denetimine ilişkin olarak yasada ayrıca bir hüküm bulunmaması nedeniyle kök rapordaki görüşü değiştirecek bir durumun olmadığı ifade edilmiştir. Mahkemece bilirkişi kurulunun kök ve ek raporları hükme esas alınarak talepte bulunan şirketin iflâsının ertelenmesine karar verilmiştir.
Şirketin sunduğu reel bilançonun gerçeği yansıtıp yansıtmadığına ya da denetimine ilişkin yasal bir hüküm bulunmaması nedeniyle borca batıklığın tespitinde esas alınması gerektiği yönündeki bilirkişi kök ve ek raporunda ifade edilen görüşün kabulü, iflâsın ertelenmesi kurumunun tamamen borçlunun iradesine terk edilmesi sonucunu doğurur. Halbuki iflâsın ertelenmesi müessesesi, iflâsın ertelenmesini talep eden sermaye şirketinin mali yapısının düzeltilmesinin sağlanması yanında, alacaklıların iflâs bildirimi nedeniyle uğrayacakları muhtemel zararların önlenmesini de amaçlamaktadır. İflâsın ertelenmesi sonucu alacaklıların durumunun daha kötü hâle gelmemesi gerekir. Dolayısıyla mahkemece atanan bilirkişilerin, iflâs erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık olup olmadığının tespiti amacıyla her türlü aktif ve pasif unsurlarını incelemesi, doğruluğunu araştırması iflâs erteleme kurumunun mahiyetinden kaynaklanan hukukî bir gereklilik olup, bu husus ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun 324,II ve İcra ve İflâs Kanununun 179’uncu maddesinde öngörülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bu suretle saptanan veriler dikkate alınarak şirketin borca batıklık bilançosunun yeniden düzenlenmesi gerekir.
O hâlde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar gözetilerek, konusunda uzman kişilerden oluşan yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 2.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.