YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1894
KARAR NO : 2012/13489
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmasız davacılar vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek. Av. … ile davalı vekili Av. Funda Öztürk’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, davalı tarafından takip konusu yapılan belgenin çek vasfında olmadığını, belgenin keşide tarihi 10.12.2008 olması gerekirken, bankaya ibraz tarihinin 19.11.2008 olduğunu, çekteki keşideci imzasının davacıların müşterek murisi … ‘in imzası olup olmadığının bilinmediğini, murisin ölüm tarihi 11.07.2008 tarihi ile ibraz tarihi karşılaştırıldığında belgenin çek vasfında bulunmadığını, çek üzerindeki miktarın gerçek olmadığını ileri sürerek, takibe konulan belgeden dolayı imzanın …’e ait olmadığının tespiti ile borçlu bulunulmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çekin kambiyo senedi vasfında olduğunu, çekteki keşideci imzasının davacıların murisine ait bulunduğunu, davacıların sırf alacağın tahsilini geciktirmek için dava açtıklarını, davacıların borçlu olmadıklarını yazılı delille kanıtlamaları gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davaya konu çek üzerinde yaptırılan Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal Laboratuvarından alınan raporlar ile çekteki imza ve yazıların davacılar murisine ait olduğu ve İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesinin kararının maddi anlamda kesin hüküm oluşturamayacağı, davacının çek üzerinde tahrifat iddiası ile çeke ilişkin herhangi bir borcun bulunmadığı iddiasını kanıtlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine, takibin tedbir yolu ile durdurulması ile ilgili bir durum bulunmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı işbu menfi tespit davasında takip konusu çekte tahrifat iddiasına dayandığı gibi, çeklerin veriliş nedeninin ahlaka ve adaba aykırı olduğu iddiasına da dayanmıştır.
İİK 72. maddesi gereğince açılacak menfi tespit davalarında, davacı yan birbiri ile çelişmemek kaydıyla birden fazla sebebe dayanabilir.
Somut olayda; mahkemece davacı tarafın çekteki tahrifat iddiası yönünden Adli Tıp Kurumu ve Jandarma Kriminal Laboratuvarından alınan raporlarda, çekteki yazı ile yazılan miktar ve imzanın davacılar murisi eli ürünü olduğunun saptanmış olmasında ve icra mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturamayacak bulunması konusunda verilen karar yerinde ise de; davacı yanın diğer iddiası olan dava konusu çekin ahlaka ve adaba aykırı verildiği iddiası üzerinde yeterince durulmadan ve karar yerinde tartışılmadan, keza bu yönde taraf delilleri toplanılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacılar yararına takdir edilen 900 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.