Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/7850 E. 2012/14868 K. 11.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7850
KARAR NO : 2012/14868
KARAR TARİHİ : 11.10.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmasız davacı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av….’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin pamuk ipliği almak için davalıya 200.462,85 TL avans gönderdiğini, ancak davalının iplik göndermediği gibi aldığı parayı da iade etmediğini, davacının bu şekilde oluşan alacağının tahsili için girişilen icra takibine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40’dan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiaların gerçek dışı olup, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını bildirerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının avans iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği, davalı yana yemin de teklif etmediği, böylece iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın ve koşulları oluşmadığından davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Kural olarak Borçlar Kanunu’nun 457. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi) bir ödeme vasıtasıdır. Bir başka anlatımla, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini ileri süren havaleci bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü ise de;
Davacının iddiası, davalı yanca gönderilecek mallara karşılık olmak üzere avans mahiyetinde 200.462,85 TL.nin havale edildiği, davalının ise mal göndermediğinden alacaklı olduğu halde, davalı vekili ise savunmalarında, cevap dilekçesi ile taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığı, herhangi bir alacak borç ilişkisi olmadığını beyanla ticari ilişkiyi inkar etmiş, daha sonra 06.06.2007 tarihli dilekçesinde ise, davacının talep ettiği paraları alacağı mala karşılık göndermediğini, davacının bu paraları şirket ortağı …’dan elden almış olduğu, borcuna karşılık gönderdiğini bildirmiş, 22.12.2011 günlü dilekçesinde ise aynen; “…Müvekkilinin iddia edilen paraların bedeline karşılık fazlasıyla iplik göndermiştir ve hatta müvekkilinin kendilerinden daha çok miktarda alacaklıdır…” demiştir. Davalının 22.12.2011 tarihli dilekçesindeki dava konusu havalelerin karşılığı olan malın fazlasıyla davacıya teslim edildiği savunması karşısında davacı iddiası ile davalının bu son beyanı örtüşüp, iki yanın da havalelerin gönderilecek mal karşılığı olduğu konusunda birleştikleri sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, yukarıda yazılı kuralın aksi, bir başka deyişle havalelerin gönderilecek mal karşılığı olduğu iddiası davacı yanca kanıtlanmıştır. Bu durumda davalı yanın gönderilen havale bedelleri karşılığı olan malı tam olarak davacıya teslim ettiği savunmasını ispat etmesi gerekir. Mahkemece açıklanan bu yönler gözden kaçırılarak ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 900.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.