Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/154 E. 2011/4120 K. 30.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/154
KARAR NO : 2011/4120
KARAR TARİHİ : 30.03.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince hernekadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, konu itibariyle duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davasıdır.
Davalı şirket vekili malzeme satışı karşılığında borçlu şirketten bono aldıklarını, alacağın muvazaalı olmadığını, öyle olsa farklı yollar denenebileceğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda davalının alacaklı olduğunun belirtildiği, bononun da lehdarı konumunda olduğu, davalının kayıtlarında bononun “teminat” olarak kayıtlı bulunduğu, alacağın tutarının temel borç ilişkisi dikkate alınarak hesaplanması gerektiği; bilirkişinin dava dışı şirketin defterinin incelenmesi gerektiği yönündeki mütalaası karşısında davalının buna gerek olmadığını beyan ettiği ve bu haliyle delil sunmadığı, borçlu şirketle davalı arasında geçerli bir kefalet ilişkisi de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
Muvazaa hukuki nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddia kural olarak, davalı alacaklı ile borçlunun üçüncü kişilerden mal kaçırmak saikiyle anlaşmalı alacak oluşturmasıdır. Somut olayda ispat yükünü üzerinde taşıyan davalı, müşterek borçlu …. ve Tic. Ltd. Şti. ile diğer avalistlerin taahhüt ettikleri bir iş nedeniyle müvekkili şirketten mal aldıklarını ve bedel mukabili müşterek bono verdiklerini ileri sürmüş, incelenen karşılıklı ticari belge ve kayıtlardan da (bono bedeliyle uyumlu olmamakla birlikte) davalının gerçekten alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davalıya alacak tutarı ile bono bedeli arasındaki farkın açıklatılması, bunun sonuç vermemesi halinde en azından davalının sunduğu belgelerde tesbit edildiği kadar alacaklı olduğunun kabulü ile sıra cetvelinde bu tutar üzerinden yer alacağının kabulü gerekir. Davalının alacağını kısmen dahi olsa ispatlamasına rağmen, hiç alacağı yokmuşcasına hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.