YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8575
KARAR NO : 2012/13019
KARAR TARİHİ : 17.09.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkilinin taahhüdü altında bulunan inşaat işi ile ilgili olarak, davalıdan almış olduğu boyalar ile Y4 blokta yapılan dış cephe boyasının renginin bozuk olması sebebi ile, bloğun dış cephe boyasının tekrar düzeltilmesi, düzeltilmediği takdirde Y4 blokla ilgili dış cephe imalatlarının ücretlerinin hakedişinden kesilerek verilmeyeceğinin dava dışı …Şirketi tarafından müvekkiline yazı ile bildirildiğini, müvekkilinin davalıya durumu bildirdiğini, hatta bir kısım bozuk boyaları da iade ettiğini, davalıya zararları gidermesini bildirmiş ise de, davalının zararları gidermediğini, müvekkilinin bunun üzerine Gölcük Sulh Hukuk Mahkemesi’nde tespit talebinde bulunduğunu, 2008/80 D.İş sayılı dosyada yapılan tespitte boyaların ayıplı olduğu ve işçilik zararlarının tespit edildiğini, …Müt. Ve Tic. A.Ş.’nin bu nedenle müvekkilinin hakedişi olan 30.000,00 TL’yi de ödemediğini belirterek, fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere 35.616,80 TL olan alacaklarının,tespit tarihinden itibaren ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ; tespit dosyasında verilen raporun gerçeklikten uzak sadece gözleme dayalı olarak hazırlandığını, akma,kusma ve siyahlıkların cephede kullanılan kaba inşaat malzemelerinin standart dışı ve kalitesiz malzemeden kaynaklandığını,ayrıca raporda kullanılan boya miktarları ve işçiliğin fazla hesaplandığını,davacı tarafça müvekkiline süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, ayrıca müvekkil firmanın boyalarının kusurlu olduğu kabul edilse bile sadece ayıplı olduğu iddia edilen boyadan sorumlu olacağını, davacı tarafın hakediş alacağından sorumlu tutulamayacağını,bunun yanında müvekkilinin davacı taraftan alacağının mevcut olduğunu,davanın haklı bulunması halinde mahsup haklarını kullanabileceklerini belirterek, davanın reddine, davanın kabulü halinde ise mahsup haklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davacının boyaları hangi tarihte satın aldığı ,bu boyaların hangi parti mala ait olduğunun dosyada mevcut bulunan delillerle tespit edilemediği, davacı tanığının 2008 yılında davalıdan aldıkları boya kutularını açtıklarında tortular gördüklerini beyan etmesi, bu boyaların su ile karıştırılarak duvara uygulanması neticesinde solmalar görüldüğünün beyan edilmesi karşısında bu hususlar gözle görülebilir olgular olduğundan ayıbın açık ayıp olduğunun kabulünün gerektiği, boyada tortu görülmesine rağmen duvara uygulanmasının ağır kusur olduğu, davacının TTK 25/3 maddesinde belirtilen süre içinde ayıp ihbarında bulunmadığı,malı ayıplı hali ile kabul ettiğinin kabulü gerektiği, öte yandan …şirketinin inşaatta kullanılan boyaların ayıplı olduğundan bahisle kesmiş olduğu ücret ve işçilik bedeli olan 30.000,00 TL’nin muhasebe kaydı olarak tespit edilemediği ,davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 17.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.