Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/4375 E. 2012/12711 K. 11.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4375
KARAR NO : 2012/12711
KARAR TARİHİ : 11.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredilerin tahsili amacı ile kefiller hakkında yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin kefili oldukları kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmiş olduğunu, bankanın asıl borçlu ile yapmış olduğu başka bir kredi sözleşmesinden dolayı icra takibi yaptığını, ancak takip konusu borca müvekkillerinin kefil olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalıların kefil sıfatını taşımadıkları 6001 568 238 nolu kredi hesabından kullandırılan 50.000 TL krediden sorumlu tutulamayacakları, bu hesap açısından talebin reddi gerektiği, davalıların kefil oldukları kredili bankomat hesabından dolayı ise yargılama sırasında borcun ödendiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçeleriyle davanın kısmen reddine, kredili bankomat hesabı bakımından ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- İİK’nun m.67,II hükmüne göre, “Takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” Bu kanun hükmü uyarınca takip talebinde bulunan alacaklının tazminata mahkum edilebilmesi için takibinde haksız çıkması yeterli olmayıp, kötüniyetli de olması gerekir. Davacı banka, davalıların imzalamış oldukları 9.5.2006 tarihli sözleşmenin 14’üncü maddesi uyarınca kefillerin, sadece imzaladıkları genel kredi sözleşmesindeki borçtan dolayı değil, borçlunun bankaya olan tüm borçlarından sorumlu olduğunu iddia ederek takip talebinde bulunmuş, bu iddia mahkemece uygun görülmemiştir. Bu durumda davacı banka takibinde haksız çıkmış ise de kötüniyetli olarak kabul edilemeyeceğinden, davacı banka hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isabetsizdir.
3-Mahkemece, davacı bankadan dava açarken harç alınmaması doğru olmadığı gibi, davacı bankanın kısmen kamu bankası olması nedeniyle harçtan muaf olduğu kabul edilip, kararla birlikte harç alınmasına hükmedilmemesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.