YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3028
KARAR NO : 2011/5838
KARAR TARİHİ : 02.05.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kredi aldığını, kredinin ödenmemesi üzerine davalının müvekkili aleyhine ilamsız icra yolu ile takibe giriştiğini, kredi işlemleri sırasında teminat olarak verilen senedin de doldurularak aynı borç için ikinci kez takibe geçildiğini belirterek mükerrer olarak girişilen takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe dayanak senedin arkasında da teminat olduğunun yazılı olduğunu, senedin ayrı bir borç olmadığını, girişilen takiplerin tek bir borç için olduğunu, birisinden borç tahsil edildiğinde diğer dosyaların takipten kalkacağını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, senedin teminat olarak ciro edildiğinin çekişmesiz olduğu, TTK’nun 690.maddesi yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken aynı yasanın 601.maddesine göre, “Bedeli teminattır” veya “Bedeli rehindir” ibarelerini içeren bir bononun hamili kendi cirantası hariç, diğer senet borçlularına karşı senetten doğan bütün haklarını kullanabileceği, buna göre davacı borçlu tarafından davalı alacaklıya “bedeli teminattır” ibaresiyle ciro edilen bono bakımından davalı cirantası olan davacıya karşı takip yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında tek kredi ilişkisi olduğu, Sandıklı İcra Müdürlüğü’nün 2008/1050 esas sayılı icra dosyası ile girişilen takibe konu bononun kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği hususu dosya içeriği ile sabittir.
Davacı ile banka arasındaki ilişki tek kredi sözleşmesine münhasıran ise de yapılan takiplerden 2008/1050 esas sayılı takip kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile 2008/1047 esas sayılı takip ise ilamsız icra yolu ile yapılmıştır. Bu durumda takip şekilleri gözetildiğinde, mükerrer takip yapıldığından bahsedilemez.
Davacı yanın davalı bankadan kredi kullandığı, davalı savunmasına göre bu kredi borcunun ödenmediği, davacının da kredi borcunun ödendiğine dair bir iddiasının olmadığı ve ayrıca dava konusu senedin kredi teminatı olduğunun dosya içeriği ile sabit olması karşısında davalı bankanın teminat bonosuna dayalı olarak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi yapabileceği gözetilerek bu yönde taraf delilleri toplanıp konusunda uzman bilirkişi tarafından rapor alınıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi, oluşturulacak hükümde “tahsilde tekerrür etmemek koşuluyla” ifadesinin eklenmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.