YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2327
KARAR NO : 2011/12461
KARAR TARİHİ : 19.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazdaki hissesini davalı annesi Nafiye’ye satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın devrinin alacaklıdan mal kaçırma niyeti ile yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edile-
… bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ). Genellikle, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Dava konusu olayda davalı … borçlu diğer davalı ise bu davalının annesidir. Tasarruf, borçlu tarafından annesi lehine yapılmıştır. İİK’nın 278/III-1 maddesi ve davalı …’nin oğlu olan borçlu …’in alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olması nedeniyle de tasarruf iptale tabidir (İİK. 280/I-II). Ne var ki olayda satış yapılmadığı, müşterek muristen kalan taşınmazların ve taşınırların taksimine yönelik olarak tapuda işlem yapıldığı savunulmuştur. Gerçekten de borçlunun dava dışı aracı devir aldığı tarih 04/10/2007 ve dava konusu devir tarihi ise 08/10/2007’dir. Bu nedenle mahkemece borçlu ile davalı annesi arasında tapuda yapılan işlemin taksim gayesiyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine yönelik olarak taksim sonucu borçluya verildiği ileri sürülen aracın o tarihteki piyasa değeri de araştırılarak borçluya isabet eden oranların parasal değerleri ile davalı …’ye isabet eden kısımların değeri belirlenmeli ve yapılan paylaşımda hisselerin parasal değerine göre bedel farkı bulunup bulunmadığı tespit edilmeli ve sonucuna göre paylar arasında aşırı fark yok ise şimdiki gibi davanın reddine şayet bedel farkı görülür ise davanın diğer şartları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alı-
nan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.