Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/8395 E. 2011/12418 K. 15.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8395
KARAR NO : 2011/12418
KARAR TARİHİ : 15.12.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişiler) vekili, … 7. İcra Müdürlüğü’nün 2009/11649 sayılı Takip dosyasında yapılan 07.03.2011 günlü hacze konu menkullerin davacılara ait olduğunu, yönetici …’in haczin yapıldığı binadaki 2 numaralı taşınmazı 11.05.2009’da;… ’ın 8 numaralı taşınmazı 18.02.2010’da kat maliklerinden; …’ün ise 14 numaralı taşınmazı arsa sahiplerinden satın aldığını, binanın bulunduğu sitenin 129 konuttan oluşan bir site olduğunu ve borçlunun arsa sahipleri ile imzaladığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapıldığını, dava konusu hacizde site tarafından kullanılan 8 bloktaki 8 blok asansörün makine ve fren sistemi ile birlikte haczedildiğini, buna ilişkin takibin devamı kararı verildiğini, daha sonra 8 adet asansörün panosu sökülerek muhafaza altına alındığını, bu durumun 02.06.2011’de öğrenildiğini, mahcuzların kat maliklerinin ortak malı olduğunu ve kooperatifin borcu nedeni ile haczedilemeyeceğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda: “her ne kadar davacının istihkak iddiası varsa da davanın hukuki niteliğinin haczedilmezlik itirazına yönelik şikâyet başvurusu niteliğinde bulunduğu, dosya üzerinden yapılan incelemede davacının sunduğu asansör işletme ruhsatına göre mahcuzların site yönetiminde kat maliklerinin hizmetinde kullanıldığı, ayrıca bunların binanın mütemmim çüz’i olması nedeni ile tek başına da haczedilemeyeceği “ gerekçesi ile şikâyetin kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1086 sayılı HUMK’nun 76. (6100 sayılı HMK’nun 33.) maddesi uyarınca Türk hukukunu re’sen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
Bununla birlikte dava dilekçesi içeriğindeki anlatımdan ve talep sonucundan uyuşmazlığın, üçüncü kişinin mülkiyet hakkına dayanarak İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca ileri sürdüğü “istihkak” iddiasına ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
Öte yandan istihkak davaları, İİK’nun 97/11. maddesi hükmünce, genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Buna göre tarafların uyarılı davetiye ile duruşma gününden haberdar edilerek kendilerine, davayı takip etme ve delillerini sunma imkânının verilmesi, (1086 sayılı HUMK’nun 511–376, 377) 6100 sayılı HMK’nun 321. maddesine de uygun biçimde davaya ilişkin son diyeceklerini bildirme olanağının da tanınması gerekir.
Bu durum, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Bununla birlikte tabi olduğu yargılama usulü nedeni ile bu tür davalar, dava değeri üzerinden (başlangıçta 1/4’ü peşin alınmak üzere) Harçlar Kanunu’na göre hesaplanacak nispi karar ve ilam harcı ile karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi uyarınca hesaplanacak nispi vekâlet ücretine tabidir. Dava değeri de hacizli malın değeri ile alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirlenir.
Belirtilen tüm bu hususlar gözetilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme ile işin esası hakkında yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişi ve davalı alacaklıya geri verilmesine 15.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.