Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/13283 E. 2011/656 K. 26.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13283
KARAR NO : 2011/656
KARAR TARİHİ : 26.01.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden Maliye Bakanlığı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, muhtelif aksesuar üretimi alanında iştigal eden müvekkili şirketin ekonomik krizin etkisiyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanmasıyla borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek, müvekkili şirketin iflasının ertelenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iflas erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık bulunduğu bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda yapılan sermaye artışı da gözetilerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunun kabulü gerektiği, borca batıklıktan kurtulabileceği belirtilerek şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahillerden Maliye Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme
esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında iflâs erteleme talebinde bulunan şirketin borca batık olduğu, yapılan sermaye artışının olumlu bulunduğu, iflas kararının alacaklılar lehine olmayacağı belirtilmiş olup, mahkemece bilirkişi raporları hükme esas alınarak talepte bulunan şirketin iflâsının ertelenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, iflâs erteleme kararı verilmiş ise de 26.9.2010 tarihli Kayyım raporunda; şirketin fabrika binasının kapatıldığı, faaliyetin tamamen terk edildiği, işçilerin çıkarıldığı, hammadde, yarı mamul madde veya mamul madde bulunmadığı, sadece … makinelerinin mevcut olduğu, son sekiz aylık dönemde 204.242. TL zarar edildiği belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, anılan Kayyım raporundaki tespit ve değerlendirmeler incelenerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 26.1.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.