YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1641
KARAR NO : 2012/7132
KARAR TARİHİ : 31.05.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline kasko sigortalı aracın davalının maliki olduğu aracın çarpması sonucu hasarlandığını belirtip sigortalıya ödenen hasar tazminatının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir .
Davalı vekili zamanaşımı def’inde bulunup aracın uzun süreli kira sözleşmesiyle dava dışı bir şirkete kiralandığını bildirerek husumete itiraz etmiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile Ümraniye 2. İcra Müdürlüğünün 2010/16792 sayılı dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile takibin 5.463,90 TL asıl alacak, 820,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.284,83 TL üzerinden asıl alacağın takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle takibin devamına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı Ekim Turizm Sanayi Tic. A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK’nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücuan tazminat alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun hükümlerine göre, trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3.kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3.maddesinde, “işleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve aracı üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85.maddesinde ise “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebebüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlututulması gerekir. Bunun sonucu olarakta, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı Ekim Turizm Sanayi Tic. A.Ş. zarara neden olan aracın maliki olup davalı vekili dosyaya ibraz ettiği 26.12.2006 tarihli araç kiralama sözleşmesi ile olay
tarihinde aracın uzun süreliğine dava dışı Elda Pazarlama Ticaret A.Ş.’ye kiralandığını, aracın zilyedinin kiracı şirket olduğunu, müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını ve ticari amaçla araç kiralama hizmeti verdiğini ileri sürmüştür.
Davalı vekili tarafından aracın dava dışı şirkete kiralandığı dolayısıyla işleten sıfatının kalmadığına dair savunması adi yazılı kira sözleşmesine dayanmaktadır. Bu konuda ibraz edilen belge ve deliller 3.kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olmayıp, değerlendirme yapılırken özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratılmaması gerekir.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde gözönünde bulundurularak, davalı Ekim Turizm Sanayi Tic. A.Ş’ye ait araç, dava dışı şirkete kiralandığına göre, taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, ibraz edilen sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği, gerektiğinde davalı işleten ve dava dışı kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, işletenlik sıfatının davalı şirkette mi, dava dışı kiracı şirkette mi bulunduğu hususları tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Ekim Turizm Sanayi Tic. A.Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Ekim Turizm Sanayi Tic. A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Ekim Turizm San. Tic. A.Ş’ne geri verilmesine 31.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.