YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11348
KARAR NO : 2011/12181
KARAR TARİHİ : 13.12.2011
Davacı … ile davalı … Sigorta AŞ aralarındaki dava hakkında … Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 5.5.2010 gün ve 2008/323 2010/121 sayılı hükmün Dairenin 19.4.2011 gün ve 2010/9757 2011/3623 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın tek taraflı kazada hasar gördüğünü, hasar bedelinin sigorta şirketi tarafından ödenmediğini belirterek 17.017,85 TL. tazminatın 2.9.2006 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş,davalı vekili,zamanaşımı itirazında bulunmuş, davacıya ait kaza tespit tutanağına göre aracı davacının kullandığı ve alkollü olduğu tespit edildiğinden hasarın kasko sigortası teminatı kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre kaza sırasında sürücünün davacı olduğu ve alkollü olarak araç kullanması nedeniyle hasarın kasko sigortası teminat kapsamı dışında olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizce yapılan inceleme sonunda davacının temyiz itirazlarının reddi ile kararın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ancak sonucu itibariyle doğru olan kararın onanmasına karar verilmişti. Süresi içerisinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin geçikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Ayrıca, BK’nun 53.maddesi uyarınca, ceza mahkemesince verilen beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz. Ancak, kesinleşen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlar. … Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/23-207 sayılı kararında araç sürücüsü tesbit edilemediğinden sanık … hakkında açılan ceza davasının beraatine karar verilmiştir. Söz konusu karardan da anlaşılacağı gibi araç maliki tesbit edilememiştir.
Somut olaya gelince; kaza tesbit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdendir. Tutanak mümzileri gerek savcılıkta gerekse mahkemede verdikleri ifadelerde araç sürücüsünün … olduğunu bildirmişlerdir. Araç sürücüsünün davacı … olduğu ve alkollü olarak araç kullandığı mahkemenin kabulündedir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında dava konusu aracın malik … tarafından kullanıldığı anlaşılmakla, ispat külfeti yer değiştirip davacıya geçmiştir. Davacı sürücü rizikonun, poliçe teminatı kapsamında kaldığını kanıtlaması gerekmektedir. Ne varki, davacı 86 promil alkollü olduğu tesbit edilmiştir.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5.maddesinde “Teminat dışı kalan zararları” kenar başlığı altında; taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.(Bkz.YHGK. 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840 sayılı ilamı, 19.4.2000 gün ve 2000/11-806-801 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-273 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-73 sayılı ilamı, Y.11.HD’nin 23.2.2004 gün ve 2004/7094-1654 sayılı ilamı).
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; seçilecek nöroloji, trafik ve hasar konularında uzman bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilip, kazanın (rizikonun) münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması için bilirkişi kurulundan ayrıntılı, denetime açık, gerekçeli rapor alınarak TTK’nun 1281., 1282 ve 1292.maddeleri de gözönünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığından mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekirken, yazılı şekilde kararın onanmasına karar verilmiş olması isabetli olmadığından, karar düzeltme istemi bu nedenle HMK.nın geçici 3/2. maddesinin delaletiyle HUMK.’nun 440-442 maddeleri uyarınca kabul edilmiş ve karar yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemizin 19.4.2011 tarih, 2010/9757 E. 2011/3623 K sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA temyiz ve karar düzeltme harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.