Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/6961 E. 2011/2890 K. 07.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6961
KARAR NO : 2011/2890
KARAR TARİHİ : 07.03.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekili ile süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı borçlunun müvekkiline yedek parça satım ve servis bakım hizmetinden kaynaklanan borcu bulunduğunu bildirerek 8.235.-TL.alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava, daha önce müvekkilince aynı konuda açılmış itirazın iptali davasının devamı niteliğinde olduğundan, % 40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında borcun 30.11.2005 tarihi itibariyle 300.24.-TL.olduğu hususunda mutabakat sağlandığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliler ve 20.10.2008 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, taraflar arasında alınan hizmet ilişkisinden kaynaklanan alacak miktarının 4.096.50.-TL.olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.096.50.-TL.nin dava tarihi olan 26.10.2006 tarihi itibariyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise de, davalı vekilinin temyiz başvuru dilekçesi davacı vekiline 06.04.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, katılma yoluyla temyiz dilekçesi HUMK.nun 433/2.maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 20.04.2010 tarihinde temyiz defterine kaydedilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve ¾ Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında süregelen bir hizmet ilişkisi bulunduğu sabit olup, davalı yan, taraflar arasında borcun 30.11.2005 tarihi itibariyle 300.24.-TL.olduğu hususunda mutabakat sağlandığını savunmaktadır. Bu durumda mahkemece, taraflar arasında tanzim edilen 12.12.2005 tarihli “mutabakat mektubu”nun içeriği değerlendirilmesi gerekirken, salt, alınan diğer bilirkişi raporu ile de çelişen, bilirkişi raporuna dayanılmak suretiyle yazılı gerekçeyle hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.