Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/14041 E. 2011/2272 K. 23.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14041
KARAR NO : 2011/2272
KARAR TARİHİ : 23.02.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 06.07.2010
No : 687-483

Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ile müdahiller … Faktoring Hizm.A.Ş ve TMSF vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunanlar vekili, ilaç sektöründe faaliyette bulunan müvekkillerinin grup şirketleri olduğunu, Sağlık Bakanlığının mevzuat değişikliğine giderek ilaç fiyatlarını indirmesi ve ekonomik kriz nedeniyle bankaların kredilerin vadelerini uzatmamasından dolayı müvekkili şirketlerin borca batık hale geldiklerini, sunulan iyileştirme projesi kapsamında uygulanacak somut tedbirlerle borca batıklıktan kurtulmalarının mümkün olduğunu belirterek, müvekkillerinin iflaslarının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iflas erteleme talebinde bulunan … İlaç San.A.Ş’nin talep tarihi itibariyle mevcut olan ödenmemiş sermayesini yargılama sırasında tamamladığı, … İlaç Pazarlama A.Ş’nin sermayesini 10.000.000.-TL’den 12.000.000.-TL’ye çıkarmasına rağmen sadece 1/4′ ünün ödendiği, kalanının 3 yıl içinde belirsiz bir tarihe ertelendiği, 2009 yılında 119 ruhsat alınması öngörülmesine rağmen 33 ruhsat alınabildiği, 2010 yılında ise sadece 9 ruhsat alındığı, iyileştirme projesinin ruhsat alımına bağlı olduğu, bu nedenle projenin ciddi ve inandırıcı olmayıp, özel ve teknik bilgi gerektiren veriler ışığında aksi görüş bildiren bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği belirtilerek, iflasın ertelenmesi talebinin reddiyle şirketlerin iflaslarına karar verilmiş, hüküm iflasın ertelenmesini talep edenler vekili ile müdahiller TMSF ve … Faktoring A.Ş vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre TMSF vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle birden fazla şirketin tek dilekçe ile iflas erteleme talebinde bulunmalarında bir isabetsizlik bulunmamasına göre müdahil … Faktoring A.Ş. vekili ile iflâs erteleme talebinde bulunan vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. En son düzenlenen bilirkişi kurulu 3. ek raporunda; her üç şirketin kâr etmeye başladığı, özvarlıklarında olumlu bir seyir olduğu, ilaç ruhsatlarının hedeflenen sayıya ulaşmaması nedeniyle iyileştirme projesinin revize edildiği, iflâslarının ertelenebileceği belirtilmiştir. Mahkemece şirketlerin iflâsına karar verilmiştir.
Borca batıklık bildirimi üzerine borca batıklık ve şirketlerin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümü mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. (HUMK.m.275). Ancak çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıkta mahkemenin, bilirkişinin görüşünü alması gerekir.
Borca batıklık durumunun varlığı ve şirketlerin mali durumunun iyileştirmesi ümidinin bulunup bulunmadığı özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden bu konuda uzman bilirkişinin oy ve görüşü alınmalıdır. HUMK.nun 286.maddesi uyarınca bilirkişinin oy ve görüşü hakimi bağlamazsa da bu tür hallerde hakimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi usule uygun düşmez. Bilirkişi raporu yeterli değilse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmalı veya bilirkişiden açıklık olmayan konularda ek ve tamamlayıcı görüş alınarak uyuşmazlık çözümlenmelidir. Somut olayda bilirkişi kurulu son ek raporunda sunulan projenin, şirketleri borca batıklıktan kurtarabilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece mali durumun iyileştirilmesi konusunda yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadan veya bilirkişi kurulundan ek ve tamamlayıcı rapor alınmadan proje ve raporun ciddi ve inandırıcı olmadığı gerekçesiyle borçlu şirketin iflasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
4-Mahkemece iflâs kararının gerekçesinden biri olarak artırılan sermayenin tamamının ödenmediği belirtilmişse de karar tarihinden önceki 5.7.2010 tarihli kayyım raporunda her üç şirketin de arttırılan sermayelerinin tamamının ödendiği yazılıdır. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle TMSF vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine oybirliğiyle, (2) numaralı bentte gösterilen nedenle iflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili ile müdahil … Faktoring A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine oyçokluğuyla, (3) ve (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA oybirliğiyle, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 23.2.2011 tarihinde karar verildi.
-K A R Ş I O Y Y A Z I … I –
İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz.
Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri, buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır.
Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36-29, HGK. 11.12.1951 4/177-135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857)
Öte yandan, doktrindeki görüşlerde de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir.
İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesinde de, kanun koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından “ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER” dememiş, aksine “ŞİRKET VEYA KOOPERATİF” demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa’nın lafzi yorumuna da aykırıdır.
İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir.
Borca batıklığın tespit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçlu da iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar.
Öncelikle açıklanan bu nedenlerle de yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun (2) nolu bentte birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki görüşlerine katılamıyoruz. 23.02.2011