YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7219
KARAR NO : 2012/14559
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalıya ait likit petrol gazı tüplerinin Isparta il merkezinde perakende dağıtım işini üstlendiğini, müvekkilinin davalıya teminat olarak dava konusu bonoyu verdiğini, müvekkilinin borcu olmamasına rağmen davalının bonoyu takibe koyduğunu, takip tarihi itibariyle cari hesabın 0 TL olmasına rağmen 58.000 TL’si asıl alacak olmak üzere 127.799,80 TL talep edildiğini, taraflar arasında faizin başlangıcı ve oranı hususunda anlaşma olmadığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmeden ticari faiz talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine sabit olarak yıllık %72 oranında faiz işletilmesinin de doğru olmadığını, takipten sonra müvekkilince yapılan ödemelerin müvekkilinin borcundan düşülmediğini belirterek, müvekkilinin takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takipten sonra ödenilen fazla paraların istirdadına, sözleşmeye aykırı ve fahiş olarak hesaplanan faizin iptaline ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu bononun cari hesap borçlarının teminatı olarak müvekkiline verildiğini, davacının cari hesap borcunu ödememesi üzerine üç ayrı icra takibi başlattıklarını, bu takiplerle ilgili olarak taraflar arasında 12.02.2009 tarihli protokolün düzenlendiğini, protokolde davacının toplam borcunun 136.022,27 TL olarak belirlendiğini, borcun taksitlere bağlandığını, taksitler vadesinde ve tamamen ödenmezse davacının borcun tamamını kabul ettiğini yine bu durumda icra dosyalarındaki meblağlar üzerinden takibe devam edileceğinin davacı tarafından kabul edildiğini, davacının kısmi ödemeler yapmakla birlikte protokoldeki taahhütlerine uyamadığını, halen borcu ödemediğini, bayilik sözleşmesinin 6. maddesi gereğince davacı yanca teslim edilmiş olan hertürlü çek ve senetten dolayı yapılacak takipte müvekkilinin %6’dan az olmamak üzere faiz talep hakkının bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında düzenlenen 12.02.2009 tarihli protokol ile davacının dava konusu senet ve takip dosyası da dahil olmak üzere davalı tarafından yapılan takiplerde talep edilen asıl borç ve işlemiş faiz miktarlarını aynen kabul ve ödemesinin taahhüt edilerek borcun taksitlere bağlandığı, protokolde belirlenen vadelerde ödeme yapılmaması halinde davacının borcu icra dosyaları ve davalı ihtarında talep edildiği haliyle aynen kabul ederek ödemeyi taahhüt ettiği, davacı tarafça toplam 119.802.04 TL ödenme yapılmış ise de borcun tamamının protokolde belirlenen vadelerde ödenmediği, buna göre davacının protokol hükümlerini ihlal ettiği, yapılan ödemelerin İİK’nun 71. maddesi uyarınca icra dosyasında mahsubu gerektiği, davalı tarafça talep edilen faizin bayilik sözleşmesine uygun olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle karar başlığında davanın türü hanesine itirazın iptali yerine “menfi tespit” yazılması gerekirken “itirazın iptali” yazılması HMK’nın 304. maddesi gereğince mahallinde düzeltilebilmesi mümkün hata olmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA 08.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.