Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/5396 E. 2012/6456 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5396
KARAR NO : 2012/6456
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, Sincan 2. İcra Müdürlüğü’nün 2009/1632 sayılı Takip dosyasında yapılan 26.09.2009 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişi şirkete ait olduğunu ve inşaat yapım sözleşmesi uyarınca haciz mahallindeki şantiyede bulunduğunu, her türlü işçilik ve malzemenin davacı tarafından temin edilip depoda muhafaza edilmesi gerektiğini, imalatta kullanılanların ödemesinin hak ediş usulü ile yapıldığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde borçluya ait depoda yapıldığını, sunulan faturaların mahcuzlara uymadığını ve her zaman temini mümkün belgelerden olduğunu, mülkiyet karinesinin aksinin davacı tarafça kanıtlanamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığı, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borlu yararına olduğu, ispat yükü altında olan üçüncü kişinin sunduğu faturaların istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığı, davacının ticari defterlerinin kapanış tasdikinin de bulunmadığı,
davacı lehine delil olamayacağı, tazminata ilişkin koşulların oluşmadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz, icra takibine dayanak senetlerde de gösterilen, ödeme emrinin tebliğ edildiği takip adresinde yapılmıştır. Bu sırada borçlu Kooperatif çalışanı da hazırdır. Ne var ki mahcuzların bir kısmı depo olarak kullanılan sığınaklarda haczedilmiştir.
Somut olayda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişi, fatura, tanık anlatımı, ticaret sicil kayıtları, 21.04.2001 tarihli istisna sözleşmesi gibi delillere dayanmakta, haczin yapıldığı depoların borçlu Kooperatif ile ilgisinin bulunmadığını iddia etmektedir.
Davalı tanığı …’in anlatımında geçen ve dosyaya getirtilen 19.11.2008 tarihli anlaşmanın, borçlu ile üçüncü kişi ve asıl yüklenici şirketler arasında imzalandığı görülmüştür. Davacı taraf ise istisna sözleşmesinin devam ettiğini, mahcuzların da bu nedenle alınıp haciz mahallinde depolandığını iddia etmektedir. Bu durumda işi terk anlaşmanın gerçek ve geçerli olması davacının borç ve takip tarihlerinden önce haciz adresinden ayrıldığı anlamına gelecektir ki muvazaanın varlığını değerlendirebilmek açısından bu konunun öncelikle belirlenmesi gerekir.
Bahsi geçen anlaşmanın gerçek ve geçerli olup olmadığı ise ilgili kooperatif ve şirketlerin ticari kayıtları üzerinde (mahallinde inceleme yetkisi verilerek ödeme planı doğrultusunda ödeme yapılıp yapılmadığına da bakılarak) yaptırılacak bir bilirkişi incelemesi ile saptanabilir.
Bu inceleme yöntemince yapılmadan işin esasına yönelik karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kabule göre de; sunulan faturaların gerçekliğinin, bunları düzenleyen firmaların ticari kayıtlarına bakılmadan, mahcuzlara uygunluğunun ise uzman bilirkişi refakatinde mahallinde keşif incelemesi yapılmadan tespit edilemeyeceğinin dikkate alınmaması isabetli değildir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 21.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.