YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3382
KARAR NO : 2010/379
KARAR TARİHİ : 21.01.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı, aleyhinde kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapıldığını, davalı vekili ile yaptıkları 20.08.2003 tarihli protokol çerçevesinde borcu taksitler halinde ödemek üzere anlaştıklarını ve taahhüt ettiği rakamdan 500.000.000 TL fazla ödeme yapmasına rağmen hacze gelindiğini iddia ederek davalıya Afyonkarahisar 2.İcra Müdürlüğünün 2002/7545 sayılı dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, icra takibinin itirazsız kesinleştiğini, 20.08.2003 tarihinde anlaşmak için bürolarına gelen davacı ile taahhütte belirtilen şekilde anlaşma yapıldığını, davacının taahhütlerinden bir kısmını yerine getirip, diğerlerini ihlal ettiğini, yapılan ödemeler dosya borcundan mahsup edilerek bakiyesi için takibe devam edildiğini, davacının takibi geciktirmeye yönelik olarak işbu davayı açtığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının dava tarihinde Afyonkarahisar 2.İcra Müdürlüğünün 2002/7545 sayılı dosyasında toplam 13.791.83 YTL borçlu bulunduğu, davacının davasını yasal delillerle kanıtlayamadığı ve davalıya yemin yöneltmediğini belirttiği, davalının tazminat isteminin koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar icra takibinden sonra bir araya gelerek ödenecek borç konusunda anlaşmaya varmışlardır.
Bu durumda, somut olay bakımından uyuşmazlığın, tarafların mutabık kaldıkları borç miktarı gözetilerek çözümlenmesi gerekir. Mahkemece bu yönlerin nazara alınmaması isabetsiz olduğu gibi, 20.08.2003 tarihli belgede yer alan ödemenin, dava konusu icra takibindeki borca ilişkin olduğu açıkça belli olduğu halde, bu ödemenin sadece bir kısmının dava konusu borca yönelik olduğunun kabulü ve ayrıca havale ile yapılan ödemelerin gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.