Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/14496 E. 2011/1421 K. 08.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14496
KARAR NO : 2011/1421
KARAR TARİHİ : 08.02.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 12.11.2009
No : 511-506

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili aleyhine davaya konu senetten dolayı icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini, takibe dayanak senedin ciro silsilesinin kopuk olduğunu ve senedin hamil tarafından protesto ettirilmediğini iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacı aleyhine yaptıkları icra takibinin kesinleştiğini, davacının verdiği mal beyanı dilekçesinde borcun tamamını kabul edip, taksitlerle ödeyeceğini taahhüt ettiğini, senet arkasındaki ciro silsilesi incelendiğinde, davacının müracaat borçlularından biri olduğunun görüleceğini, davacının kötüniyetle dava açtığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre icra takibine dayanak senedin lehtarı Hacıoğlu Yemek Gıda Ltd. Şti. olduğu halde ilk cironun adı geçene ait olmayıp, davacıya ait olduğu, lehtar tarafından yapılmış bir ciro bulunmadığı için davacının cirosu ile senedi ele geçiren davalının yetkili hamil olmadığı, ciro zincirinin kopuk olduğu, dosyada davalı alacaklının ödememe protestosu çektiğine dair bir belge bulunmadığı gibi davalı vekilinin de 13.12.2007 günlü celsede dava konusu senedin protesto edilmediğini bildirmiş olmakla takip alacaklısı davalı, keşideci dışındaki diğer müracaat borçlularına karşı başvuru hakkını TTK.’nun 642. maddesi gereği yitirdiği, davalının icra takibine geçmekte haksız ise de kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, tarafların tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda davacının icra dairesine gönderdiği 29.05.2007 tarihli mal beyanı dilekçesinde “ Bu borcumu ileride kazancım olduğunda ödeyeceğim “ şeklindeki beyanının üzerinde durulup, değerlendirilmeden eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmeyip karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş, davacının icra dosyasına sunduğu mal beyanı dilekçesinin verilmesinin kanuni zorunluluk olduğu, bu dilekçede borcu kabul ettiği şekildeki beyanının borcu kabul sayılamayacağı gerekçesiyle daha önce verdiği karar gibi davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçeli kararda her ne kadar davacı tarafça icra dosyasına verilen mal beyanı dilekçesinde “…borcumu ödeyeceğim…” ibaresinin borcu kabul anlamına gelmediği belirtilmişse de , İİK’nın 74.maddesinde mal beyanının borca yetecek mal,alacak ve haklarını göstermekten ibaret olduğu ve davalının bununla yetinmeyip kanuni bir zorunluluk yokken açıkça “…bu borcumu ileride ödeyeceğim…” demek suretiyle dava konusu icra takibinde talep edilen borcu açıkça kabul ve ikrar ettiği bir gerçektir.Bu nedenle Mahkemece anılan beyanın değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA peşin harcın istak halinde iadesine, 8.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.