YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4666
KARAR NO : 2011/13738
KARAR TARİHİ : 03.11.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleşen müdahalenin men’i-tazminat-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı ve davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av….. ile davalı vek.Av….’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshedildiği, sözleşme gereğince intifa hakkının 15 yıl süre ile tesis edildiği iddiası ile akaryakıt istasyonu ve tesislerin davacıya teslimi ile el atmanın önlenmesi ve çekişmenin giderilmesi, birleşen davalar ise; bayilik sözleşmesi hizmet bedeli olarak yapılan ödemenin istirdadı ve asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan kar mahrumiyetinin tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda; davacının intifa hakkının 15 yıl süreyle kurulduğu, davacının taşınmazda kullanım hakkının devam ettiği nedeniyle el atmanın önlenmesine, birleşen 2007/197 esas sayılı davanın kabulü ile 20.000 USD’nin faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2009/145 esas sayılı davanın ise talep edilen bayilik hizmet bedeli olarak davalıya yapıldığı iddia edilen ödemeyle ilgili herhangi bir kanıt sunulamaması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, karar gerekçesinde 22.07.2010 tarihli bilirkişi raporunun hukuka ve dosya içeriğine uygun olması sebebiyle bu yönde başkaca araştırma yapılmadığı, raporun hükme esas alındığı belirtilmiş olup, bu raporda bilirkişi heyeti; ”davacının intifa hakkı sona ermesi sebebiyle el atmanın önlenmesi davası açma hakkının bulunmadığı, tazminat ve sebepsiz zenginleşme alacağını ispatlayamadığı” şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Mahkemece, anılan raporun hükme esas alındığı belirtilmiş olmasına rağmen bu rapora aykırı düşecek biçimde hüküm oluşturulmuştur.
Hal böyle olunca, gerekçe ile hüküm bölümü arasında, HUMK’nun 388 (yeni HMK 297) maddesi hükmüne aykırılık olup, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 825.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin yek diğerinden alınarak bir diğerine ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.