YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10614
KARAR NO : 2012/15265
KARAR TARİHİ : 17.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı banka nezdinde vadeli – vadesiz hesapları, senet avans hesapları, çek hesabı ile kredi hesabının bulunduğunu, müvekkili şirketin ortağı ve temsilcisi olan … tarafından şirket bünyesinde çalışan dava dışı … isimli şahsa 12.12.2006 tarihinde noterlikçe düzenlenen vekaletname verildiğini, sözkonusu vekaletnamenin borç alma yetkisini kapsamadığını, ancak dava dışı …’in bu vekaletname ile müvekkili şirketin davalı bankada bulunan kredi hesabından 09.10.2006 tarihinde 25.000.TL., 26.01.2007 tarihinde 13.000.TL., 05.02.2007 tarihinde 10.000.TL., 09.02.2007 tarihinde 19.350.TL., 30.03.2007 tarihinde 10.500.TL. olmak üzere toplam 77.500.TL. kredi kullandığını, başka bir deyişle dava dışı …’in davalı bankadan 77.500.TL. borç aldığını, oysa vekaletnamede müvekkili şirketin mevcut hesaplarındaki paraların çekilmek suretiyle borçlarının ödenmesi amacının güdüldüğünü, müvekkilinin mevcut hesaplarında para mevcut iken teminat olarak açılan bu kredi hesabından para çekilmek suretiyle zarara uğratılacak şekilde borçlandırıldığını, müvekkili şirket adına çekilmiş bu meblağın şirket hesaplarına da geçmediğini, bunun üzerine dava dışı … 21.05.2007 tarihinde vekillikten azledilerek işten çıkarıldığını, hakkında görevi kötüye kullanmaktan dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı bankanın müvekkilinin kredi hesabından yetkisiz temsilciye kredi kullandırması işleminin iyi niyet kurallarına aykırı bir işlem olduğunu, bu sebeple borçlandırma işleminin müvekkilini bağlamadığını, davalının müvekkilinden değil krediyi kullanan yetkisiz temsilciden alacağını alması gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait kredi hesabından ödendiği iddia edilen meblağların adı geçen şirket çalışanına nakit olarak ödenmediğini, davacının mevduat veya kredi hesaplarına yatırıldığı ve şirket borçlarının ödenmesinde kullanıldığını, müvekkili bankaca yapılan her hangi bir usulsüz işlem olmadığını belirterek davanın reddine ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafından 10.10.2005 tarihinde davalı bankaya yazılı olarak “… firmamız adına şubenizde olan hesaplardan para çekmeye ve yatırmaya yetkilidir” şeklinde talimat verildiği gibi dava dışı … adına 12.12.2006 tarihli vekaletname düzenlendiği, davacı şirket çalışanı dava dışı …’in işten çıkarıldığı 21.05.2007 tarihine kadar davacı adına bankada bulunan hesaplarında işlem yapmaya devam ettiği, kredi hesabından çekilen meblağların davacı şirkete ait kredi işlemlerinin temdit yoluyla yürütülmesinin bir sonucu olarak tesis edilen karşılıklı işlemler ile daha önce açılmış olan kredilerin tahsilatında kullanıldığı, söz konusu kredi tutarlarının bahsi geçen …’e veya başka bir şahsa ödenmediği, başka bir ifade ile bu kredi tutarları ile davacı şirketin davalı bankadan daha önce kullandığı kredilerin kapatıldığı, dava dilekçesinde zikredilmeyen dönemlere ilişkin itirazların davanın genişletilmesi kapsamında kaldığı ve buna muvafakat edilmediği, kaldı ki davanın sonucuna da etkili olmadığı, 27.11.2007 tarihinde icra takibinin durdurulması yönünden karar verildiği ve davacı tarafça teminat yatırılmadığından davacının %40 tazminattan sorumlu olduğu gerekçeleriyle davanın reddine ve davacının dava konusu asıl alacak miktarı olan 77.500,00 TL üzerinden %40 inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki yerinde görülmeyen öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- İİK.nun 72.maddesi hükmü uyarınca menfi tesbit davasında borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesi için alacaklının davayı kazanması yeterli olmayıp, ayrıca ihtiyati tedbir kararı dolayısıyla alacağını geç tahsil etmesi gerekir. Somut olayda davalı aleyhine infaz edilmiş bir tedbir kararı olmadığı gibi davalı tarafından yapılmış bir icra takibi de bulunmadığından davalı yönünden alacağın tahsilinin geciktirilmesinden söz edilemez. Açıklanan nedenlerle davacı aleyhine %40 tazminata hükmedilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.