Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7296 E. 2011/2336 K. 23.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7296
KARAR NO : 2011/2336
KARAR TARİHİ : 23.02.2011

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih : 16.03.2010
No : 517-378

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı şirket temsilcisi, davalıdan alınacak hurda plastik hammaddesi karşılığında avans olarak 01.11.2008 keşide tarihli 5.000.00.-YTL bedelli çekin davalıya verildiğini, davalının malları teslim etmediği gibi çeki icra takibine koyduğunu ileri sürerek çekten dolayı davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı …’un davacıya satacağı hurda malzeme için müvekkili şirketle anlaştığını, çeki müvekkiline verip karşılığında hurda malzemeyi teslim aldığını, davacının müvekkili ile arasında ticari ilişki olduğunu ve çeki müvekkili şirkete teslim ettiğini yazılı delille ispatlaması gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, %40 tazminata karar verilmesini istemiş, 8.6.2009 tarihli dilekçesi ile cevap dilekçesini ıslah ederek müvekkilinin davacıdan aldığı çeke karşılık davacıya hurda malzeme teslim ettiğini belirtmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre davacının ticari defter ve kayıtlarının kendi yararına kanıt niteliği taşımadığı, davalının ticari defterlerine göre ise davacı ile aralarında her hangi bir ticari ilişkinin olmadığının belirlendiği, satışa konu edilen malzemelerin teslim edilmediği iddiasını kanıtlama yükünün davacı tarafa ait olduğu, davacının bu konuda yeterli kanıt sunmadığı gibi davalıya yemin teklifinde de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı başlangıçta malları davacıya değil, davacı adına … isimli kişiye teslim ettiğini bildirmiş, daha sonra savunmasını ıslah yoluyla değiştirmek istemişse de davacı 08.06.2009 tarihli duruşmada savunmanın ıslah yoluyla genişletilemeyeceği gerekçesiyle davalının bu istemine karşı çıkmıştır. Davacı genişletilen savunmaya açıkça karşı çıktığına ve HUMK’nun 202. maddesi hükmünce davalı cevap dilekçesini hasmına tebliğ ettirdikten sonra onun izni olmaksızın savunma nedenini genişletemeyeceğine göre mahkemece malların davacı adına dava dışı …’a teslim edildiğine ilişkin ispat yükünün davalıya ait olduğu gözetilmeden, ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.