Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7983 E. 2011/2784 K. 03.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7983
KARAR NO : 2011/2784
KARAR TARİHİ : 03.03.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 15.02.2006 tarihli sözleşme uyarınca müvekkili firma tarafından 40.000 ton kömürün iki parti halinde davalı tarafın bedeli akreditif ile ödemek üzere satıldığını, ancak davalının borçlarını ödememesi üzerine sözleşmenin 12.maddesi uyarınca müvekkilinin Londra’da İngiliz Hukuku’na göre tahkim yoluna gittiğini ve hakem yargılaması sonucu 04.02.2008 tarihli nihai kararla müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun belirlendiği ve bu kararın kesinleştiğini, iş bu yabancı hakem kararının Türkiye’de icra olunabilmesi için MÖHUK.nun 60.maddesi uyarınca dava açılması gerektiğini belirterek hakem kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, zira tahkim yargılamasının sadece davacının kendi hakemini seçmesi sureti ile tek hakemle yürütülüp sonuçlandırıldığını, oysa ki tahkim davasının davacının kendi hakemini tayin edip, müvekkiline tebliğ etmesi, müvekkilinin de kendi hakemini seçip davacı tarafa bildirmesi ve her iki hakemin de üçüncü hakem tayininde veya davalının bu tek hakem üzerinde uzlaşması ile tahkim yargılamasının başlayabileceğini, müvekkilinin hakem tayininden haberi olmadığı için savunma hakkından mahrum bırakıldığını, bu nedenle tenfizi istenen hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, ayrıca hakem kararına konu edilen borcun 21.08.2007 tarihli protokolde de belirtildiği gibi çekle ödendiğini, davacı şirketin çeklere dayalı olarak takip yaptığı ve borcun müvekkili tarafından ödenip çeklerin geri alındığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın 5718 Sayılı “Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun”un 50.maddesi uyarınca açıldığı ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunmasının mümkün olduğunun bildirildiği, aynı Kanunun 5.maddesinde Türk kamu düzenine açıkça aykırılık hallerinde bu kanunun uygulanmayacağının belirtilmiş bulunduğu, MÖHUK’nun 62/a bendi uyarınca taraflardan birinin hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş ve yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul etmemiş olması halinde yabancı hakem kararın tenfizi istemini reddetmesi gerektiği hüküm altına aldığı somut olayda davalı tarafa hakemin tayininde usulüne uygun tebligat yapılmadığı ve bu nedenle yabancı hakem kararının 5718 Sayılı Kanun’a göre Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 03.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.