YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14897
KARAR NO : 2011/2302
KARAR TARİHİ : 23.02.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 28.12.2009
No : 665 – 675
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili borçluya ait taşınmazların satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde davalıya 33.928,40 TL’nin ayrıldığını, oysa davalının ipotekli alacak tutarı olarak gösterdiği rakamın aşamalarda sürekli değiştiğini, tahsilatların düşülmediğini, davalının alacağı olmayan kalemlerin hesaplamaya dahil edildiğini, davalının borçludan kredi alacağı olmadığını ve BSMV ile af kapsamında gerçekleşen ödemelerin TMSF tarafından tahsil edildiğini, hisse devir sözleşmesi gereğince kapatılmayan ihracat taahhütlerinin sorumluluğunun TMSF’de olduğunun bizzat davalının 6.6.2007 tarihli yazısında beyan edildiğini, TMSF’nin 20.3.2007 tarihli yazısında da nakdi risk kalmadığının belirtildiğini ve davalının sadece BSMV ve KKDF kalemlerinden kaynaklandığını iddia ettiği alacağını sürekli arttırdığını, davalının 11.8.2005 tarihli ihaleden kısa bir süre önce 27.7.2005 tarihinde 19.046,33 TL alacak bildirdiğini ileri sürerek davalıya ayrılan payın davacı iflas masasına aktarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili alacağın döviz kredisi taahhüdü açığından oluştuğunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 68 inci maddesi uyarınca hesaplanan gecikme cezası nedeniyle alacağın sürekli arttığını, hisse devir sözleşmesi gereğince TMSF’ye ait bulunan alacağın müvekkili banka tarafından takip edildiğini, kendilerinin TMSF’den alacakları tahsil etmeleri halinde dahi TMSF’nin alacakları ödenmeden ipoteklerin çözülemeyeceğini; borçlunun kefalet borçlarının yazılarda belirtilmemesi nedeniyle rakamın oynadığını, BSMV’nin TMSF tarafından ödenmesi nedeniyle alacağın rücu alacağı olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre davalının nakdi alacağı bulunmadığı gibi BSMV’den kaynaklanan da bir alacağı bulunmadığı, KKDF için davalı ödemesinin faiz dahil 18.694,92 TL olduğu gerekçesiyle davalı alacağı olarak birinci sıraya 18.694,92 TL yazılmasına ve yasal sonuçlarına karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı lehine tesis edilen ipoteğin akit tablosunda borçlunun asaleten yüklendiği borçlar yanında kefil olduğu borçlardan doğan sorumluluğunun da ipotek kapsamı içinde kaldığı yazılmıştır. Gerek önceki alacaklı TMSF ve gerek temlik alan davalı banka, borçlunun başka şirketlere kefaletinden doğan borçlarının da bulunduğunu bildirdiğine göre bu yönde araştırılma yapılmaması eksik incelemeye dayalıdır. Genel kredi sözleşmesi sunulamamışsa da, kayıtlar üzerinden bu konunun araştırılması ve davalının ipotek kapsamındaki toplam alacağının hesaplanması gerekir.
Öte yandan “yasal sonuçlarına” ibaresi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 inci maddesi anlamında yeterli açıklamayı içeren bir ifade olmayıp, sıra cetvelinde 33.928,40 TL olarak gösterilen davalı alacağının 18.694,92 TL olarak düzeltilmesinden geriye kalan kısmın aidiyetinin belirlenmemesi de kabul şekli itibariyle doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 23.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.