YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11228
KARAR NO : 2011/4459
KARAR TARİHİ : 06.04.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av….nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili müvekkili ile davalı arasında 15.4.2001 başlangıç tarihli beş yıl süreli kira sözleşmesi yapıldığını, davalının 15.4.2004 tarihinde muaccel olan borcu ödemediğini; davalının 19.4.2004 tarihinde müvekkiline fesih ihbarnamesi tebliğ ettirdiğini, ne var ki taraflar arasında akdedilen sözleşmede feshin ait olduğu dönemin kira bedelinin ödenmesi şartına bağlandığını, kaldı ki davalı tarafından kurulan tesisin halen müvekkiline ait taşınmazda bulunduğunu, davalının fiilen işgale devam ettiğini; oluşan kira bedeli, cezai şart ve tazminat alacaklarının tahsili için girişilen takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının % 40 oranında icra inkâr tazminatı ile mahkûmiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili sözleşmenin feshine ilişkin ihbarın 15.4.2004 tarihinde gönderildiğini, kira bedeline ilişkin davacı yanca düzenlenen faturanın iade edildiğini, sözleşmenin 6 ncı maddesi ile feshin müvekkilinin takdirine bırakıldığını, davacıya en fazla 30 günlük kira bedelinin ödenmesinin mümkün olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Verilen önceki hükmün Dairemizce bozulması üzerine mahkemece yapılan yargılamaya ve alınan bilirkişi raporuna göre davalının 15.4.2004 günü ihtar çekmesine rağmen 18.10.2004 gününe kadar taşınmazı fiilen işgal ettiği, fesih ihbarının 19.4.2004 günü tebliğ edilmiş olması karşısında sözleşmenin 19.5.2004 gününde sona ereceğinin kabulü gerektiği, davalının daha uzun süreyle taşınmazı tahliye etmediği, toplam 173 günlük kira bedeli ile takibe kadar işlemiş faiz tutarı olan 27.048,55 TL üzerinden itirazın iptaline, takibin asıl alacağa % 30’u geçmemek üzere işleyecek yasal faizle devamına, cezaî şart ve tazminata ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş; hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen kira sözleşmesinin 6/E bendi: “Kiracı tamamen kendisinden veya resmi kuruluşlara izin ve ruhsat için yapacağı girişimlerden kaynaklanan nedenlerle kiraladığı mahalli kiralama maksadına uygun olarak kullanamazsa kira sözleşmesinin feshini 30 gün önce yazı ile bildirerek talep edebilir ve bu talep kiralayan tarafından kabul edilerek sözleşme feshedilir. Ancak fesih tarihine kadar doğmuş kira bedellerinin ve varsa her türlü cezai şartın ve gecikme faizlerinin ödenmiş olması fesih talebinin kiralayan tarafından kabulü için şarttır. Kiracı fesih talebi esnasında veya fesih protokolü tamamlandıktan sonra, kiralayana yapmış olduğu ödemelerin tamamının veya bir kısmının iadesini talep edemez. Kiracı fesih talebinde bulunurken o tarihe kadar yaptığı ve varsa fesih tarihine kadar yapacağı ödemelerin kiralayan tarafından irat kaydedileceğini ve bu hususun kendisine belgeleneceğini şimdiden kabul ettiğini beyan ve ikrar eder” şeklindedir.
Buna göre feshin karşılıklı anlaşma ile yapılması ve davalının fesih talebinin belli koşulları da içermesi halinde, davacının bu yönde iradesinin oluşacağı hükme bağlanmıştır. Ne var ki, davalı sözleşme hükmündeki diğer edimlerini ifa ettiğini ispatlayamamış, bu haliyle davacının feshi kabul yönündeki iradesinin oluşmadığı noktasındaki beyanlarında haklı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bu hususun gözden kaçırılması suretiyle feshin hüküm ve sonuçlarını doğurduğunun kabulünde isabet görülmemiştir.
Öte yandan taşınmazın tahliye edildiğine ilişkin davalı beyanının ispatlanamamış olmasına rağmen sözü geçen tarihin hesaplamada dikkate alınması, faizin sözleşme hükümlerinin aksine taraflarca mutabık kalınan tarih yerine sonraki bir tarihten başlatılması ve faiz oranının sözleşme hükümlerine aykırı biçimde belirlenmesi de kabul şekli itibariyle doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 825,-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 6.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.