Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/966 E. 2010/3777 K. 01.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/966
KARAR NO : 2010/3777
KARAR TARİHİ : 01.04.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av.Serkan Kaya gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Yerel mahkemenin 15.03.2007 tarih 2005/265 esas, 2007/125 karar sayılı hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine dairemizin 26.05.2008 gün 2007/11613 esas, 2008/5674 karar sayılı ilamı ile “davacı davasını ispat için yemin deliline de dayanmış olup mahkemece davalıya yemin teklif hakkı bulunduğu hatırlatılmamış olması doğru görülmemiştir.”gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş davalının 17.09.2009 tarihli celsedeki yemini nedeni ile sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmişitr.
Yeminin nasıl yaptırılacağı HUMK’nun 339-340.maddelerinde açıklanmıştır. Buna göre hakim sorulacak soruyu okuyup hal ve vaziyetin önemi ve yalan yere yeminin sonuçları hakkında yemin edecek kimsenin nazari dikkatini çektikten sonra “sorulan sualler hakkında hakikate muvafık cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza Allahınız ve namusunuz üzerine yemin eder misiniz” ve o kimse de Allahım ve namusum üzerine yemin ediyorum.”der. Yasa bu şekilde taraflardan birine yemin ettirilirken mahkemece izlenmesi gereken yöntemi emredici bir hükümle ortaya koymuş olup mahkemenin ve tarafların bu yemin formülünü değiştirmelerine ve ona ekleme yapmalarına hukuken imkan bulunmamaktadır. Bu şekle riayet edilmeden yemin eda ettirilmesi doğru olmayıp böyle bir yemine itibar edilerek hüküm kurulmuş olması doğru olmadığı gibi, yeminden sonraki davacı vekilinin beyanı konusunda bir karar verilmeden davanın sonuçlandırılması da isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 750.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.