Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/2792 E. 2011/13764 K. 03.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2792
KARAR NO : 2011/13764
KARAR TARİHİ : 03.11.2011

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine bonoya dayalı takip başlattığını, müvekkilinin 1925 doğumlu 85 yaşında olduğunu, yaşı itibariyle ve geçirdiği hastalıklar sebebiyle makul suretle hareket kabiliyetini kaybettiğini, müvekkilinin davalıya bono düzenleyip verdiğini hatırlamadığı gibi borcun sebebini de bilmediğini, bononun tanzim tarihi itibariyle davalının müvekkiline borç vermesini gerektirir bir durumun mevcut olmadığını, davacının yapmış olduğu işlerin hukuki sonuçlarını ayırt etme gücünün bulunmadığını, bonodaki imzanın sahte veya davacının hastalığı kullanılarak imzanın hile ile alınmış olabileceğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının emlakçılık yaptığını, müvekkilinin de seyyar olarak aynı işi yapmakta olduğunu, davacının emlak bürosunu içindeki eşyalarla müvekkiline devretmek için teklifte bulunduğunu, tarafların 9.000 TL’ye anlaştıklarını, müvekkilince 3.500 TL’nin peşin olarak ödendiğini, kalan 5.500 TL’nin ise büro malikinin müvekkiliyle kira sözleşmesi yapması halinde davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığını, dava dışı büro maliki tarafından kira sözleşmesi yapılmak istenmeyince müvekkilinin davacıdan ödediği tutarı istediğini, davacının ise parayı harcadığını söyleyerek dava konusu senedi verdiğini, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre, dava konusu bononun tanzim tarihi itibariyle davacının fiil ehliyetini haiz olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava konusu senedin tanzim tarihi 20.6.2009 olduğu halde 05.07.2009 tarihi itibariyle davacının fiil ehliyetini haiz olup olmadığı yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınmıştır. Öte yandan davalı vekili anılan rapora itiraz ederek davacının demans rahatsızlığı nedeniyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi için bir takım testlerden geçmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Gerçekten de Adli Tıp raporu içeriğinden davacıya bir kısım testlerin uygulanmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece davalı vekilinin itirazları da değerlendirilerek davacının senedin tanzim tarihi olan 20.6.2009 tarihi itibariyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti yönünden yeniden rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.