YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1690
KARAR NO : 2013/7752
KARAR TARİHİ : 29.04.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit – alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin bilgi ve rızası dışında adı kullanılarak ve imzası taklit edilerek tarımsal kredi çekildiğini, müvekkilinin bu durumu müştekisi olduğu Yozgat Ağır Ceza Mahkemesi’ nin 2002/248 E.-2005/205 K.sayılı dosyasından öğrendiğini, davalı banka tarafından müvekkili aleyhine Çekerek İcra Müdürlüğü’ nün 2005/1128-1127-1126 ve 1125 sayılı dosyalarından icra takibinde bulunulduğunu, müvekkilinin sözleşme imzalamaması ve kredi kullanmaması nedeniyle bahse konu takiplerden dolayı davalıya borcunun olmadığını, ayrıca davalı tarafça bu takip dosyalarındaki alacağa mahsuben elkonulan KEY bedellerinin de davalı tarafça müvekkiline iadesinin gerektiğini belirterek, fazlaya dair hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, Çekerek İcra Dairesi’ nin 2005/1125-1126-1127-1128 sayılı takip dosyalarındaki borcun müvekkiline ait olmadığının tespitine ve KEY alacağının şimdilik 250-TL’ sinin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu icra takiplerinde takibe konu borcun borçluları arasında …’ ın sehven yazıldığı anlaşıldığından dava açılmadan önce davacı hakkındaki icra takiplerinden vazgeçtiklerini, hakkında icra takibi bulunmayan davacının menfi tespit talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığını, ayrıca davacı tarafından icra takiplerine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, buna rağmen menfi tespit davası açılmasında da davacının hukuki bir yararının bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı …’ ın davalı tarafa kredi borcu bulunmadığının dosya kapsamından anlaşıldığı, ancak davaya konu icra takiplerinde davacı … aleyhindeki takibe ilişkin taleplerden vazgeçilmiş olduğu, bu nedenle davacının menfi tespit talebinde bulunmasında hukuki yarar bulunmadığı, davacı vekili her ne kadar KEY alacağı talebini 396,37-TL olarak ıslah etmiş ise de, takip borcu için 363,17-TL mahsup edildiği ve geriye kalan 33,20-TL KEY ödemesinin davacının vadesiz hesabında bulunduğunun davalı banka tarafından bildirildiği, bu nedenlerle davanın kısmen kabulü ile, Çekerek İcra Müdürlüğü’ nün 2005/1125, 1126, 1127 ve 1128 sayılı dosyalarından yapılan icra takipleri ile ilgili açılan menfi tespit talebinin reddine, KEY alacağı talebinin kısmen kabulü ile 363,17-TL’ nin 28/07/2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- 5219 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun (HUMK) 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2012 yılı için 1.690-TL’ dir.
Temyize konu edilen miktarın 363,17-TL olması nedeniyle 18.12.2012 tarihli karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle reddi gerekmiştir.
2- Harçlar Kanunu’ nun 30. maddesinde noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, davacıya karşı yapılan dört adet icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti de istenilmesine rağmen, mahkemece dava değeri üzerinden eksik peşin harç tamamlattırılarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken harç ikmal edilmeden yargılama yapılıp hüküm kurulması doğru değildir.
3- Ayrıca, davacı yönünden açıkça takipten vazgeçildiğine dair bir belge ve delil bulunmadığı, kaldı ki icra dosyasındaki mevcut vazgeçmenin aynı isimdeki davadışı başka bir borçluya ilişkin olup davacıyla ilgili bulunmadığı gibi, hakkın özünden değil sadece takipten vazgeçmeyi içerdiği, bu bakımdan davacı yönünden menfi tespit isteminde bulunularak dava açılmasındaki hukuki yararın devam ettiği gözetilmeksizin davanın hukuki yarar yokluğundan bahisle reddi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.