YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1320
KARAR NO : 2012/2282
KARAR TARİHİ : 16.02.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait olan ve elektrik aboneliği bulunan yerde davalının 01.01.2002 ile 30.10.2003 tarihleri arasında kiracı olduğunu, bu dönemde tükettiği elektrik borcunu ödemediğini, sayacı da okutmadığını, davalıdan sonra 2003 yılı Aralık ayında … Ltd.Şti.’nin faaliyete geçtiğini, davacının eski sayaçları söktürmek için …’a başvurduğunda, yetkililerin geriye dönük olarak 09.04.2002-24.12.2003 tarihleri arası kaçak elektrik kullanıldığı gerekçesiyle tutanak düzenleyip, 13.026.087 YTL borç tahakkuk ettirdiklerini, müvekkilinin borçlu olmamasına rağmen icra tehdidi altında değişik tarihlerde olmak üzere toplam 28.629 YTL ödemek zorunda kaldığını, bu bedelin kira sözleşmesi uyarınca davalı tarafından davacıya ödenmesi gerekirken ödenmediğinden davalı aleyhine icra takibine başlandığını, takibe itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya ait işyerinde 19.03.2002-08.04.2003 tarihleri arasında kiracı olarak faaliyette bulunduğunu ve tükettiği elektrik bedeli faturalarını ödediğini, kaçak elektrik kullanmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalının kaçak elektrik tutanağına konu işyerinin alt bölümünde (bodrum katta) 09.04.2002 ile 18.04.2003 tarihleri arasında kiracı olarak bulunduğu, bu tarihler arasındaki kaçak tüketim bedelinin 7.795.23 TL olduğunun bilirkişi raporu ve dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının 7.795.23 TL asıl alacak üzerinden ve bu tutara takip tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanacak şekilde iptaline, tarafların tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece dairemiz bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira; mahkemece 08.04.2010 günü “… davalının itirazının 17.129.00 TL üzerinden iptaline, takibin iptaline, takibin 17.129.00 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına, tarafların icra inkar tazminatları talebinin reddine…” dair verilen karar, davalının temyizi üzerine dairemizce ; hükme esas alınan 24.01.2007 tarihli bilirkişi ek raporunda “…. bir önceki bilirkişi raporunda üst katta ayrı bir kiracının oturduğu belirtilmiştir. Söz konusu borç (17.129 YTL) her iki işletmeye (davalı ve üst kiracısına) aittir. Ortak sayaç kullandıklarından ve daha önce kullanılan makinelerinin güçlerinin tespit edilmesi mümkün olmadığından bu miktarın adil bir şekilde bölünmesi yüce mahkemenin takdirindedir.” şeklinde görüş bildirmiştir. Bu durumda mahkemece bozma kararında belirtilen dönem içerisinde dava konusu işyerinin hangi bölümünü davalının kullandığı husus usulünce araştırılıp, tespit edilerek davalının sorumlu olacağı miktar belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmasından sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, rapor alınmış ise de, alınan bu rapor bozma nedenlerini karşılayacak nitelikte değildir. Hal böyle olunca yapılması gereken iş, konusundan uzman bilirkişi heyetinden bozma ilamı doğrultusunda yeni bir rapor alınması ve kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar vermekten ibaret olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.