Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/9350 E. 2022/2779 K. 05.04.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9350
KARAR NO : 2022/2779
KARAR TARİHİ : 05.04.2022

MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ: MİDYAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince verilen 15/06/2021 tarihli ve 2020/1639 Esas, 2021/814 Karar sayılı karar, yasal süresi içerisinde dahili davalılar … ve müşterekleri vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 05/04/2022 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine temyiz eden dahili davalılar vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı vekili Avukat … geldiler, başka gelen olmadı. Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı … vekili dava dilekçesinde; dava konusu 112 ada 47 parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait olup, 40 yılı aşkın süredir kendisi tarafından kullanılmasına rağmen kadastro tespiti sırasında taşınmazın 3 hisse itibariyle, 1 hissesinin …, 1 hissesinin …, 1hissesinin ise dava dışı Yakup Çrlik adına tespit ve tescil edildiğini, davalıların taşınmazda hiçbir zaman zilyet olmadığını ileri sürerek, … ve … adına kayıtlı 2/3 hissenin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı …’ın dava tarihinde ölü olduğunun anlaşılması üzere, … mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Dahili davalılardan … cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacı ile bir ilgisinin olmadığını, taşınmazın murisi olan babası Salahaddin tarafından 35-40 yıl boyunca kullanıldığını, eğer taşınmaz davacı tarafından kullanılmış olsaydı daha önce davacının, babasına karşı müdahalenin men’i davası açması veya babasından şikayetçi olması gerektiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer dahili davalılar davaya cevap vermemiştir.
2. Davalı … davaya cevap vermemiş, mahallinde 05/01/2019 tarihinde yapılan keşifte, dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunu, kadastro tespiti sırasında neden taşınmazda kendisine hisse verildiğini bilmediğini, kendisinin taşınmazda hissesinin bulunmadığını, aleyhine açılan davayı kabul ettğini beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Midyat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/05/2019 tarihli ve 2016/192 Esas, 2019/577 Karar sayılı kararıyla; eldeki davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın talep edilen kısımlarının uzun zamandan beri davacı ve öncesinde de ailesi tarafından kullanıldığı, tespit esnasında bu hususun dile getirildiği ancak tutanakların toplu halde, sonradan imzalanması neticesinde karışıklık olmasından dolayı mevcut haliyle tespit bilirkişileri tarafından imzalandığı, keşif sırasında alınan beyanlar ve ziraat mühendisi bilirkişi raporundan, dava konusu taşınmazda zilyetliğin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında net bilgi edinildiği, ziraat mühendisi bilirkişinin tespitlerinin, yerel bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişi beyanları ile uyumlu olduğu, bu hali ile mevcut deliller ışığında, dava konusu taşınmazda zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 112 ada 47 parsel sayılı taşınmazda davalılar … ve … adına kayıtlı mevcut hisselerin iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içerisinde dahili davalı … ile dahili davalı … tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
2.1. Dahili davalı … istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece henüz taraf teşkili sağlanmadan keşif yapıldığını, davacının dava konusu taşınmazda hiçbir zaman zilyet olmadığını, 35 yıldır Almanya’da yaşadığını, yerel bilirkişi ve tespit bilirkişinin beyanlarında da bu husustan bahsedildiğini, tespit bilirkişilerinin yönlendirildiğini, yerel bilirkişilerin de yönlendirileceğini düşündüğü için komşu köylerden yerel bilirkişi dinlenilmesini istediğini ancak Mahkemece bu yöndeki talebinin kabul edilmediğini ve alelacele keşif yapıldığını, babası tarafından taşınmaz kullanılırken de davacı tarafından bu kullanımla ilgili olarak herhangi bir dava açılmadığını, kaldı ki dava tarihinde babası Salahaddin’in ölü olduğunu, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağını beyan ederek, istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.2. Dahili davalı … istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece henüz taraf teşkili sağlanmadan keşif yapıldığını, Mahkeme hakimine 03/01/2019 tarihinde ameliyat olacağını bildirmesine rağmen 05/01/2019 tarihinde keşif yapılmasına karar verildiğini, davacının dava konusu taşınmazda hiçbir zaman zilyet olmadığını, 35 yıldır Almanya’da yaşadığını, bilirkişi raporlarının tüm dahili davalılara tebliğ edilmediğini, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile tespit bilirkişilerinin aynı şekilde beyanda bulunduklarını, yerel bilirkişilerin tarafsız olamayacağını bildiği için komşu köylerden yerel bilirkişi dinlenilmesini istediğini ancak Mahkemece bu yöndeki talebinin kabul edilmediğini, davacının eldeki dava öncesinde bir kez dahi müdahalenin men’i davası açmadığını, kaldı ki dava tarihinde babası Salahaddin’in ölü olduğunu, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağını beyan ederek, istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 15/06/2021 tarihli ve 2020/1639 Esas, 2021/814 Karar sayılı kararıyla; her ne kadar dava konusu taşınmaz hisseli olarak dava dışı … ile davalılar adına tespit ve tescil edilmiş ise de, davalılar adına kayıtlı hisselerin davacıya ait olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin davacı tarafından kadastro tespitinden geriye doğru en az 20 yıldan beri fasılasız ve davasız şekilde malik sıfatı ile sürdürüldüğü ve davalıların dava konusu taşınmazda haklarının bulunmadığı, öte yandan davalılardan …’ın ölü olduğunun tapu kaydında yazılı olmadığı, bu nedenle dava dilekçesinde tarafın yanlış gösterilmesinin …nın 124/4. maddesine göre kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, bu haliyle hükmün usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalılar … ve …’ın istinaf başvurularının, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 3402 Sayılı Kanun’un (7251 S.K.’un 53. maddesi ile eklenen) Ek 6. maddesi gereğince, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Daireye veya Daireye gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek bir dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içerisinde, dahili davalılar … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Dahili davalılar … ve müşterekleri vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, bu hususun Mahkemece yeterince araştırılmadığını, dava konusu taşınmazın önce müvekkillerinin babası, daha sonra da müvekkilleri tarafından kullanıldığını, davacının 30-40 yıldır yurt dışında yaşadığı için taşınmazı kullanmadığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bir taşınmazın bu kadar süredir kullanılmamasının zilyetliğin terki anlamına geleceğini, mahallinde dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıkların yanlı şekilde beyanda bulunduğunu, öte yandan müvekkillerinin babasının 2008 yılında vefat ettiğini, davanın ise 2016 yılında açıldığını yani davanın ölü kişi aleyhine açıldığını, bilahare Mahkemece müvekkillerinin davaya dahil edilmek suretiyle yargılamaya devam edildiğini, ölü kişi aleyhine açılan davanın dinlenemeyeceğini beyan ederek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Kadastro sonucunda, Midyat/Alagöz Mahallesi çalışma alanında bulunan 112 ada 47 parsel sayılı 2.164,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar … ve … ile dava dışı … adına eşit hisselerle tespit ve tescil edilmiştir.
Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesi;
“(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.
(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
(3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.”
3.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesi;
“Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.” hükümlerini içermektedir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) paragrafta yer verilen gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; dahili davalılar … ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince duruşmaya gelen temyiz edilen davacı vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücreti ile aşağıda yazılı bakiye 827,68 TL onama harcının dahili davalılar … ve müştereklerinden alınmasına, 05/04/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.