Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/5871 E. 2012/19137 K. 19.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5871
KARAR NO : 2012/19137
KARAR TARİHİ : 19.12.2012

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. Orhan ve davalı vek.Av…. gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin keşidecisi olduğu icra takibine konu 02.07.2003 tanzim, 04.04.2004 vade tarihli 80.000 ABD Doları meblağlı senet tutarının davalıya tüm ferileriyle birlikte 10.07.2006 tarihli “Makbuz ve ibranamedir” başlıklı belge ile ödediğini, ancak davalının bu belgeye rağmen kötü niyetli olarak icra takibine devam ettiğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini,ayrıca yargılama sırasında 28.01.2010 tarihli dilekçesi ile de takip dosyasında taşınmazın satılarak takip miktarının tahsil edildiğini, bu sebeple menfi tespit davasını istirdat davasına dönüştürdüklerini, takip dosyasına yatan 182.100,00-TL tutarındaki satış bedelinin davalıdan istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, söz konusu ibranamenin … 1. İcra hukuk Mahkemesi’nde görülen 2006/1203 E. sayılı davada da ileri sürüldüğünü, ibranamedeki imzasını kabul etmediğini, borçlunun eşinin öz kardeşi olduğunu, sadece satışı uzatmak için hareket ettiğini ileri sürerek kötü niyetli olarak açılan davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; … adına atılmış bulunan imzanın normal yazı metninin çok altında olduğu, yazı metninin normal yazı stilinde kullanılan punto ile yazılmamış, alttaki imzaya gelecek şekilde daha büyük punto ile yazıldığı, aynı ifade benzerlikleri kullanılarak sayfanın doldurulmaya çalışıldığı, ibranamedeki imzanın …’a ait olduğu, bu kısmın üzerinin boş olduğu, daha sonra imzanın bulunduğu kısmın üzerine yazı metni doldurulmak suretiyle mevcut duruma getirildiğinin anlaşıldığı, buna göre davalının imzasının hile yolu ile alındığı kanaatine varıldığından bu belgenin geçerli olmadığı, buna göre icra takibine konu meblağın davacı tarafından davalıya ödenmediği, ibranın gerçekleşmediği, icra takibi sırasında davacının taşınmazın satılarak tahsil edildiği, davanın istirdat davasına çevrildiği, ancak icra takibinin yerinde olduğu, davacının davalıya borçlu olduğu, bu borcun tahsil edildiği, yerinde olan ödemenin istirdadının istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, icra takibine konu edilen senet karşılığında ibraname alınmış olduğu halde davam edilen takipte borçlu olmadığının tespiti, bilahare takip konusu senedin ödenmiş olması nedeniyle yapılan ödeme miktarının davalıdan istirdadına karar verilmesi istemine ilişkindir. Davalı taraf 10.07.2006 tarihli “Makbuz ve İbranamedir” başlıklı belgenin sahte olarak düzenlendiğini savunmuş, Mahkemece alınan 19.01.2010 tarihli raporda imzanın davalı eli ürünü olduğu anlaşılmış, davalı taraf bu belge üzerindeki yazıların sonradan yazılmış olduğunu ve Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan gönderilen belgenin teslimi sırasında davalıya imzalattırılmış olan imzanın üzerinin sonradan doldurulmak suretiyle mevcut hale getirildiğini savunmuştur.Bu durumda, Mahkemece anılan “Makbuz ve İbranamedir” başlıklı belgedeki yazıların sonradan doldurulduğu savunması üzerinde yeterince durulup alınan 29.04.2010 tarihli ek rapora davacı vekilinin itirazları da gözetilerek Adli Tıp Kurumu’ndan bu yönde yeni bir rapor alınması, keza davalı yanın bu belgenin Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan gelen belgelerin teslimi sırasında imzalattırıldığı savunması için de Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan anılan tarihte davalıya kurye yoluyla bir belge gönderilip gönderilmediği sorulup alınacak cevaba göre tüm deliller birlikte değerlendirilip bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 900.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.