Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/9472 E. 2012/18388 K. 04.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9472
KARAR NO : 2012/18388
KARAR TARİHİ : 04.12.2012

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, anlaşma gereği davalının ve davacının da ortak olduğu 3.000.000,00 TL’lik bir AŞ kurulduğunu, davalının 6 adet maden işletme ruhsatını şirkete koyacağını, diğer ortakların şirkete taahhüt ettikleri parayı koyacaklarını, davalının diğer ortaklardan taahhüt ettikleri sermaye koyma borcunu yerine getirmeme ihtimaline karşılık davacı ve diğer ortaklar tarafından 01/06/2008 tarihli bir taahhütname verildiğini, davalının maden işletme ruhsatı değil maden arama ruhsatı olduğunu, aldatıldıklarını öğrendiklerini, davacının ve diğer ortakların şirketten ayrılmak istediklerini, taahhütnamenin davalıdan alınarak yırtılıp çöpe atıldığını, taahhüdün konusuz kaldığı ve aslının olmadığını, aslının olduğu düşünülse bile bağlayıcılığının bulunmadığını belirterek icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, % 40’dan aşağı olmamak şartıyla tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ve diğer şahısların kurulacak şirketin 3.000.000,00 TL sermayesini nakden ve defaten koyacaklarını, bunun dışında davalının ruhsatlarının devri hakkı olarak açıktan 3.000.000,00 TL ödeyeceklerini, bu bakımdan 3.000.000,00 TL’lik taahhütnamenin sermaye koyma borcunun teminatı olduğunun gerçek dışı ve doğru olmadığını, taahhütnamenin orjinalinin kendilerinde ve sağlam olduğunu belirterek davanın reddini ve % 40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre; icra takibine konu taahhütnamenin aslının dosyaya ibrazının istendiği, davalı tarafa çıkarılan ihtarlı davetiyenin usulünce tebliğ edildiği, ancak tebliğe rağmen belirtilen yasal sürede borç içeren belge aslının dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davacı iddiasının sabit görüldüğü gerekçesiyle davalının borçlu olmadığının tespitine, davalı kötü niyetli olduğundan inkar tazminatını ödemeye mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Menfi tespit davasında davanın kabulü halinde davacı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olması gerekir. Davalı takibinde haksız ise de somut olayın özelliğine göre kötü niyetli olduğu kabul edilemeyeceğinden aleyhe tazminata hükmedilmesi isabetsiz ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (3) nolu bendinin hükümden çıkarılarak kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.