Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/10951 E. 2012/12644 K. 13.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10951
KARAR NO : 2012/12644
KARAR TARİHİ : 13.11.2012

MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar … ve … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, . Mevkii, 123 ada 22 parsel sayılı 1378,21 m2 yüzölçmündeki taşınmaz, çalık niteliğiyle devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, ancak zilyetlikle edinilebileceğinden söz edilerek Hazine adına tesbit edilmiştir. Aynı yer, 123 ada 23 parsel sayılı 823,74 m2 yüzölçmündeki arsa nitelikli taşınmaz ise, yine belgesiz öncesinde, dava dışı 123 ada 24, 25 ve 26 sayılı parseller ile bir bütün olarak .’ün atalarından intikalen zilyetliğindeyken taksim ile 23 numaralı parselin yarısını 1994 yılında …, yarısını ise yine 1994 yılında …’ya sattığı, halen bu kişilerin zilyetliğinde olduğu, ancak bu yerler için … tarafından … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1131, … tarafından da … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1147 esasına kayıtlı davanın açıldığından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1147 esasına kayıtlı dava dosyasında, davacı … tarafından Hazine, Orman Yönetimi ve köy tüzel kişiliği aleyhine, 27.12.2001 tarihli dava dilekçesinde sınırları bildirilen … Köyü, … Mevkiinde bulunan 500 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1131 esasına kayıtlı dava dosyasında ise, davacı … tarafından, yine Orman Yönetimi, Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine 27.12.2001 tarihli dava dilekçesinde sınırları bildirilen aynı köy … mevkiindeki 500 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, Medenî Yasanın 713. maddesi gereğince kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle açtığı davalara, müteriz davacılar … ve müşterekleri, tescil davasına konu yerin kendilerine ait Mart 1290 tarih defter 9, varak 18 ve 19 numaralı tapu kayıtları ile bu kayıtların tedavülleri kapsamında kaldığı, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemeyeceği, kadastro mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dosyasında tapu kayıtlarının sınırlarının fen bilirkişilerce saptandığı, mahkeme kararının Yargıtay 7. Hukuk Dairesince 2001/8221-9432 sayı ile onandığı iddialarıyla tescil davasının reddi ve tescil davası açarak taşınmazı işgal eden … ve …’in el atmalarının önlenmesini istemişler; davaların kabulüne ve fen bilirkişi krokilerinde gösterilen 500’er m2 yüzölçümündeki taşımazların davacı … adına tesciline ilişkin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.09.2003 gün ve 2001/1147-567 sayılı, Perihan Küçüközdemir adına tesciline ilişkin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.09.2003 gün ve 2001/1131 E., 2003/560K sayılı kararları, Hazine ile müteriz davacılar .ve müşterekleri tarafından temyiz edilmiş; Yargıtay 20. Hukuk Dairesince özetle: “Mahkemcece yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, taraf delillerinin toplanmadığı ve yeterince irdelenmediği, davacı delilleri karşısında davalıların zilyetliğini haber veren tanık beyanlarının ne şekilde üstünlük verildiğinin açıklanmadığı, bu nedenle tarafların delileri toplanarak yeniden yapılacak keşifte, davacı tarafın tuttunduğu tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması, kapsamının ve yüzölçümü ile geçerli kapsamının belirlenmesi, orman sayılan yerlerden olup olmadığı ya da zilyetlikle edinilecek yerlerden olup olmadığı, davacı yararına bu koşulların oluşup oluşmadığının yöntemince araştırılması” gereğine değinilerek bozulmuştur. Asliye hukuk mahkemesinin her iki dosyasında da bozma kararına uyulmuş, ancak, çekişmeli yer için tutanak düzenlendiğinden, 3402 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince görevsizliğe karar verilmiş, davalar birleştirilmiştir. Asliye 1. hukuk mahkemesinin 19.03.2008 gün ve 2008/139-155 sayılı kararı ile …’nin davasının açılmamış sayılmasına, diğer davalarda görevsizliğe karar verilip, 3402 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince dosya kadastro mahkemesine gönderilmiştir. … ve arkadaşları davadan feragat etmiştir. Mahkemece; … ve arkadaşlarının davalarının feragat nedeniyle, diğer davaların ise, sübut bulmadığından REDDİNE, çekişmeli … Köyü, 123 ada 22 ve 23 sayılı parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar … ve … ile Hazine tarafından temyiz edilmiştir.Dava dilekçelerindeki açıklama ve dosya kapsamına göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilân edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 2896 ve 3302 sayılı yasalarla değişik 2/B uygulaması vardır.. Mahkemece; toplanan deliller, özellikle keşif ve bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parsellerin yüksek eğimli makilik ve orman içi açıklığı niteliğinde olduğu, davacılar yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine ve parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmişse de bozmaya uyulmasına rağmen, sadece çekişmeli 123 ada 23 sayılı parselde keşif yapılarak bilirkişi raporları alınmış, çekişmeli 123 ada 22 sayılı parselde keşif ve inceleme yapılmadığ gibi, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritası ile en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları ile 1996 yılında düzenlenen memleket haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman uzmanı bilirkişi raporuyla çekişmeli 123 ada 23 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, uygulanan eski tarihli harita ve fotoğraflarda orman olarak nitelendirilmediği, bir bütün olarak tarım alanı niteliğiyle kullanıldığı gibi, aynı adadaki diğer bir kısım parsellerin gerçek kişiler adına tesbitinin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Keşif ve bilirkişi raporları ile belirlenen toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi, özellikle komşu parselerin bir kısmının kesinleşen hukukî durumlarına göre, çekişmeli 123 ada 23 sayılı parselin orman içi açıklığı olduğu ya da eylemli orman alanı olduğu söylenemez. Gerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu gerekse, bu kanun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda, keşif ve bilirkişi delili, takdirî delil olarak düzenlenmiştir. Hâkim, genel hukuk bilgisi ile çözemeyeceği teknik konularda bilirkişi deliline başvurabilecektir. Hâkim, sunulan bilirkişi raporları ile bağlı olmayıp, bu raporları iddia ve savunma doğrultusunda serbestçe takdir ederek karar verecektir. Hâkim, tarafından keşif ve bilirkişi raporlarının yeterli olmadığı belirlendiği takdirde, yapılacak …: tarafların istemi halinde, bilirkişilerden ek raporlar almak ya da yeniden keşif yaparak bilirkişi raporları almaktır. Hâkim, yeterli olmadığını düşünerek keşif ve bilirkişi deliline başvurduğu konularda, bu delilleri yok sayarak, aynı konularda yaptığı kendi değerlendirmelerine dayalı olarak hüküm veremez. O halde, mahkemece; en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tesbit tutanaklarının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, yeniden yapılacak keşifte bu belgeler … fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir … mühendisi, bir harita ve kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu 123 ada 22 ve 23 sayılı parseller ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yerler belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip parsellerin niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu parsellerin 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli parsellerin konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazların gerçek eğim durumunu ve gerçek yüzölçmünü gösterir rapor alınmalı, çekişmeli parsellerin öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddî olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmazlar başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, somut olayın özelliği göz önünde bulundurularak ayrıca; parsellerin eski ve yeni niteliği konusunda jeoloji mühendisinden de ayrıntılı rapor alınmalı, keşif sırasında parsellerin çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı, 3402 sayılı Yasanın 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının davacı ve davalı gerçek kişiler ile ortak murisler yönünden yapılmalı, aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak, gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu parsellerin sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda … mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin dosya kapsamı ile bağdaşmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar … ve … ile davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişilere iadesine 13.11.2012 günü oy birliği ile karar verildi.