YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11217
KARAR NO : 2012/17388
KARAR TARİHİ : 21.11.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili hakkında icra takibine konu edilen senetteki müvekkili şirketin keşideci imzasının üzerinde bulunan kaşenin sahte olduğunu, takip konusu senette lehdar olarak gösterilen “… İlaç San. Ve Tic. Ltd. Şti” unvanlı ticaret sicilinde kayıtlı bir şirketin bulunmadığını, bu nedenle senet arkasındaki ciro ve imzanın da sahte olduğunu, olmayan bir lehdar adına sahte senet düzenlenerek sahte ciro ve imza ile müvekkkili şirketin borçlu gösterilerek takip yapıldığını ileri sürerek takip dosyasında müvekkkilinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin söz konusu senedi ciro yolu ile devraldığından iyi niyetli hamil olduğunu, bu davanın lehdara karşı da yöneltilmesi gerektiği halde senet lehdarının dava dışı bırakıldığını, senet lehdarı konumundaki dava dışı … İlaç San. Ve Tic. Ltd. Şti. Nin davacının iddia ettiği gibi hayali bir şirket olmayıp ticaret sicilinde kayıtlı olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; menfi tespit davasının keşideci davacı şirket kaşesinin sahteliğine dayandırıldığı, davalının yetkili hamil olmadığı, lehtar olarak gözüken şirketin hayali olduğu ileri sürülmüşse de, dosyaya sunulan ticaret sicil bilgilerinden lehtarın hayali bir şirket olmadığı, dolayısıyla ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, davalının senedi iktisap ederken bile bile davacının zararına hareket etmiş olduğu davacı yanca kanıtlanamadığı, senet üzerindeki şirket kaşesinin farklı olmasının senedin sahteliğine karar verilmesi için yeterli olmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 21.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.