Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/19916 E. 2010/2371 K. 01.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19916
KARAR NO : 2010/2371
KARAR TARİHİ : 01.03.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 10.5.2007 tarih 2007/2460-2889 sayılı bozma kararında: “Davalı … tanıklarının usulüne uygun bir biçimde davet edilip dinlenmeleri” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra paylaşım sözleşmesi gereği taşınmazın davalıya düşen alanda kaldığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava zilyetliğe dayalı el atmanın önlenmesine ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Fenni bilirkişi yörede 1953 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda dava konusu 1309 m2’lik alanın 3 nolu paftada 35 numaralı parselin batısında orman olarak belirlenen yerde kaldığı bildirilmiştir
3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak; bölgede daha önce yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3).
1953 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bitişiğinde bulunan bir kısım arazinin tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazların bitişiğindeki ya da yakınındaki arazi bölümünün ise tarım arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle, öncelikle mahkemece Orman Yönetimi ve Hazinenin davaya dahil edilmesi sağlanarak 1953 yılında yörede yapıldığı anlaşılan genel arazi kadastrosuna ilişkin orijinal kadastro paftası getirtilerek, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin kadastro sırasında ne gibi işleme tabi tutulduğu, parsel numarası alıp almadığı araştırılmalı, parsel numarası almış ise bu parsele ilişkin kadastro tutanak örneği ile kadastro sonucu oluşan tapu kaydı ve yine, yörede 2005 yılında yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilmelidir.

Kural olarak, 4785 Sayılı Yasa gözetilmek suretiyle orman tahdidi yapılıp, kesinleşmişse; bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının orman mühendisi aracılığıyla yerine uygulanması yoluyla çözümlenir. O halde, mahkemece yeniden yapılacak inceleme ve keşifte halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası uygulattırılmalı; taşınmazın konumu uzman ve fen ehli bilirkişilere düzenlettirilecek tahdit hattı ile irtibatlı krokide gösterilmeli; taşımazın niteliği saptanarak orman sayılan yerlerden olup olmadığı araştırılmalı ve ormanlarda üstün zilyetlikten ve zilyetliğin korunmasından söz edilemeyeceği dikkate alınarak sonuca göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine 01.03.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.