YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5071
KARAR NO : 2011/4671
KARAR TARİHİ : 18.04.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz ve tapu iptali tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 02.05.2006 tarihli dava dilekçesiyle, 2005 yılında yapılan genel kadastroda Yukarıdere Devlet Ormanı ismiyle tesbiti kesinleşen… köyü 117 ada 38 parsel sayılı 27421,97 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, Kömürcü mevkiinde bulunan 5000 ve 2000 m2 olmak üzere iki bölümünün, eski trihli tapu kayıtları ile kendisine ait tarla olduğu, bu bölümün orman olarak tesbit ve tescilinin iptail ile adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli parselin fen bilirkişi krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydına dayalı olarak 10 yıl içerisinde açılan orman kadastrosuna itiraz ve tapu iptali tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 15.07.1999 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Yörede genel arazi kadastrosu ise 2005 tarihinde yapılmış, 22.02.2005 – 24.03.2005 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir.
1) İncelene dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastrosu ile eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma ve inceleme sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 872,01 m2 bölümünün eski tarihli haritalarda orman olarak nitelendirildiği, öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu bu nedenle orman olarak sınırlandırılmasının yasal olduğu, her ne kadar tapu kaydı yöntemince uygulanmamış ve kapsamı belirlenmemiş, tapu malikleri ile dava arasındaki ırsi ilişki saptanmamışsa da, 4785 sayılı yasa karşısında bu tapuya değer verilemeyeceği, tapu uygulamasının bu bölüm için sonucu etkili olmadığı gözetilerek bu bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, bu bölüm zaten tapuda orman niteliğiyle Hazine adına tescilli olduğu halde, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin yeniden hüküm kurulması doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bu bölüme ilişkin hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
2) Davacı gerçek kişinin çekişmeli parselin fen bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 4360,37 m2 bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; her ne kadar çekişmeli parselin bu bölümünün de kesinleşen orman kadastro sınırları içersinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de;
Davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı tesis ve tedavülleri Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilmemiş, dayanılan tapu kaydı maliki ile davacı taraf arasında sözleşmeye dayalı yada miras ilişkisi bulunup bulunmadığının ispatı konusunda davacı tarafa olanak verilmemiş, dayanılan tapukaydının çekişmeli parsele uyup uymadığı yöntemince araştırılmamıştır.
Dava, tapu kaydına dayalı olarak 10 yıllık süre içerisinde açılan orman kadastrosuna itiraz ve tapu iptali tescil davası olduğuna göre dayanılan tapu kaydının çekişmeli taşınmaz bölümünü kapsayıp kapsamadığının yöntemince saptanması gerekir. Şöyle ki; 6831 sayılı Yasanın 3373 sayılı Yasa ile değişik 11/1. maddesi gereğince tapu kaydına dayalı olarak 10 yıl içersinde orman kadastrosuna itiraz veya tapu iptali tescil davası açma olanağı vardır. Dava tarihi itibariyle tapu sahiplerine tanınan 10 yıllık dava süresi dolmadığına göre, dava eski tarihli tapu kaydına dayanılarak hem orman kadastrosuna hem de tapu iptal tescil olarak algılanıp, öncelikle davacı taraf ile dayanılan taup kaydının maliki arasında sözleşmeye dayalı yada mirasa bağlı bir ilişki bulunup bulunmadığı, başka deyişle davacının tapu sahibi olup olmadığını ispat etmek için olanak verilmeli, davacı tarafın getirteceği tapu ve nüfus kayıtları ile dinleteceği tanıklar ve sunacağı diğer deliller ile, tapu kaydı maliki ile arasındaki ilişkiyi ve 6831 sayılı yasanın 11/1 maddesi anlamında tapu sahibi olduğunu ispat edemediği taktirde, orman kadastrosunun ilanından sonra altı aylık hak düşürücü süre geçip orman kadastrosu davacı taraf yönünden kesinleştiğinden, şimdi olduğu gibi davanın reddine karar verilmelidir.
Şayet, davacı taraf dayandığı tapu kaydı maliki ile arasında sözleşmeye yada mirasa bağlı ilişki olduğunu ispat ettiği taktirde davayı tapu sahiplerine tanınan 10 yılılk hak düşürcü sürede açtığı gözetilerek, dayandığı tapu kaydının çekişmeli parseli kapsayıp kapsamadığının araştırılması gereklidir.
Bu nedenle , mahkemece öncelikle, dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm tesis ve tedavülleri ile miktar ve cins değişikliklerini gösteren evrakı müsbitesi getirtilmeli, tapunun genel kadastroda revizyon görüp görmediği sorularak görmüş ise ilgili revizyon parsellerinin tutanakları, tesbitleri kesinleşmişse bu yolla oluşan tapu kayıtları, itirazlı iseler dava dosyaları, revizyon parsellerini dıştan çevreleyen parsellerin tutanak ve dayanğı olan tapu ve vergi kayıtları, çekişmeli (B) bölümüne komşu olan ve numarası tesbit edilemeyen güneydeki kadastro parsellerinin tesbit tutanakları ile var ise dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları getirtilerek dosya keşfe hazırlanmalı, önceki bilirkişiler dışında bir tapu fen elemanı ile yöreyi bilen yeterince yaşlı yerel bilirkişiler vasıtasıyla dayanılan tapu kaydı ve tedavüllerin yöntemine uygulanmalı, bilinmeyen sınırlar konusunda taraflara tanık gösterme olanağı verilmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel kayıtları ile denetlenmeli, (B) ile gösterilen çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamı belirlenmeli, teknik bilirkişiye uygulamayı gösteren kroki düzenlettirilmeli,oluşacak sonuca göre, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının
çekişmeli parseli kapsadığı ve tapu kaydı maliklerinden taşınmazı satın alan kişi yada mirasçısı olduğu, başka bir deyişle bu tapu kaydı ile hak sahibi olduğu saptandığı taktirde (B) bölümüne ilişkin davanın kabulüne, tapu kaydının (B) bölümünü kapsamadığı yada tapu kaydı ile davacı tarafın bir ilgisinin bulunmadığı saptandığı taktirde davanın reddine karar verilmelidir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle, yerel mahkemenin 04.06.2009 gün ve 2006/1885-1173 sayılı geerkçeli kararının hüküm kısmında birinci bendde üçüncü satırda yer alan “krokili raporda (A ve B) harfleri ile belirtilen taşınmazların” tümcesinin çıkartılarak, bunun yerine; “krokili raporda (A) harfi ile belirtilen taşınmazın” tümcesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLMESİNE ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesi gereğince çekişmeli… köyü 117 ada 38 sayılı parselin (A) ile gösterilen bölümüne ilişkin hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA,
2) Yukarıda ikinci bendde yazılan nedenlerle, davcı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli… köyü 117 ada 38 sayılı parselin fen bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 4360,37 m2 bölümüne ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran davacı tarafa verilmesine 18/042011 günü oybirliği ile karar verildi.