YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5966
KARAR NO : 2011/6587
KARAR TARİHİ : 31.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulü yolunda kurulan 08/11/2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 22/05/2007 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz edenler … ile Orman Yönetimi vekili Av. … ile Hazine vekili Av. … … geldiler, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında … Beldesi, … Mahallesi 234 ada 10, 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlar, sırasıyla 146 m2, 225 m2, 3,94 m2 yüzölçümü ile orman niteliğinde HAZİNE adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı vergi kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu kayıtlarının iptal edilerek adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hükmün temyiz edilmesi üzerine Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02/02/1999 gün 1998/7904-241 sayılı bozma kararında özetle: “mahkemece üç uzman bilirkişi ile 1951 yılındaki orman tahdit hattına göre nizalı taşınmazların konumu belirlenerek, nizalı taşınmazların kesinleşen tahdit içinde kaldığı belirlenirse, davanın reddine karar verilmesi, tahdit dışında kaldığı belirlendiğinde ise, davacı tanıklarının taşınmazların başında dinlenmesi, davacının dayandığı satış ve vergi kayıtlarının uygulanarak kapsamının belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra 31.03.2000 gün ve 1999/105-77 sayı ile, davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14/03/2002 gün 2000/9351-2145 sayılı bozma kararında özetle( Çekişmeli taşınmazlar kesinleşen tahdit dışında kaldığından davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının reddine, Davalı Hazinenin temyiz itirazları yönünden ise,mahkemece, bozma ilamına uyulmasına rağmen gereğinin yerine getirilmediği, bu nedenle; mahkemece keşif yapılarak, davacının dayandığı vergi kaydı ile satış senedi uygulanarak kapsamının belirlenmesi, davacının gösterdiği tanıklar ile dava konusu taşınmazı bilen yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişilerin taşınmaz başında dinlenerek, taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ve ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandığının saptanması, davacının dayandığı vergi kaydının çekişmeli taşınmazlara uymadığı anlaşıldığında ise 3402 sayılı Yasanın aradığı 14. madde koşullarının davacı gerçek kişi ile önceki zilyetler yönünden oluşup oluşmadığının araştırılması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, … Beldesi, … Mahallesi 234 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı … adına tesciline, fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı … ile davalı Hazine vekili ve Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1951 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 30.10.1992 tarihinde ilan edilip dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Hükme esas alınan uzman orman bilirkişilerinin düzenlediği raporlara göre nizalı taşınmazın 1951 yılında kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığı belirlenmiştir.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli … Beldesi, … Mahallesi 234 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davacının kullanımında olmadığı gibi, aşağıda 2. bentte açıklanan nedenlerle zilyetlikle kazanmaya elverişli bulunmayan yayla niteliğinde olduğu nedeniyle yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince: mahkemece davaya konu … Beldesi, … Mahallesi 234 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Yasanın 14. madde koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesi ile davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişle olmayan YAYLA niteliğinde olduğu, çünkü, Yargıtay H.G.K. nun 31.01.2002 tarih 2000/8-1836-13 sayılı ilamında belirtildiği gibi çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin herkesce bilinen maruf ve meşhur “yayla” olduğu, eski tarihli memleket haritasında dahi “Yayla” olarak harita üzerinde yazılı olup, bu taşınmazın bulunduğu yerde yaygın yapılaşma ve yerleşme olgusundan, halkın serinlemek için yaz aylarında kullandığı, öncesi yayla olan yerin sakinleri tarafından amacının dışında kullanılarak … evler yapmak sureti ile yapılaşma ve yerleşmeye sebebiyet vermeleri taşınmaz ile etrafının öncesinin kadim yayla olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağı, öncesi kadim, maruf ve meşhur bir yayla iken sonradan yaygın bir yapılama haline getirilen ve çukurovaya nazaran daha serin olduğu için halk arasında da yayla olarak anılmaktadır şeklindeki düşünceler ile çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu hale getirilmesi doğru olmadığı, keza, aynı yerle ilgili bir çok taşınmaz hakkında dava açıldığı ve yerel mahkemelerce verilen kararların temyiz incelemesinin bir kısmının Dairemiz, bir kısmının da 14. Hukuk Dairesince yapıldığı, gerek Dairemiz ve gerekse 14. Hukuk Dairesi (örneğin 14. Hukuk Dairesinin 03.04.2008 tarih 2008/3420-4597 sayılı) kararlarında ” … Eski bir belde veya köyün yerleşim merkezi ve ona yeterli olacak etrafındaki bağ ve bahçe yerleri ile tarım alanları hakkında ileri sürülen yayla iddiasının yöntemince kanıtlanmadığı sürece bu yerlerin yayla kabul edilemeyeceği ve bu bölümlerde varlığı tesbit edilen özel mülkiyet alanlarının korunacağı … eski bir köy olan … köyü ilk yerleşim alanı ve etrafındaki bağ, bahçe ve tarım alanlarının … Gediğinden … Deresini takiben Otobana ulaşan hattın kuzeyini oluşturan ve içerisinde … Mahallesi, … gibi bölgeleri içine alan bölümlerin köyün eski yerleşkesi olarak kabul edildiği, yukarıda hattı belirtilen … Gediği ve … Deresinin güneyini teşkil eden bölgelerin ise sonradan yerleşime açılan ve kullanılmaya başlanan orman ve yayla yerleri olduğunun” kabul edildiği, yapılan uygulamaya ve bilirkişi tarafından düzenlenen birleşik haritaya göre,taşınmazların öncesi itibarıyla zilyetlik yoluyla kazanmaya elverişli olmayan yayla niteliğinde olduğu gözetilerek davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, davacı kişi adına tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır
SONUÇ : 1) Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle HAZİNE vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile … Beldesi, … Mahallesi 234 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmün BOZULMASINA, ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 850.00.-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı HAZİNE’ye verilmesine, 31/05/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.