YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/214
KARAR NO : 2011/4045
KARAR TARİHİ : 07.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi 04.03.2010 günlü dilekçeleriyle …Köyü 208, 287, 292 ve 325 sayılı parsellerin kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, Hak Sahipleri tesbit komisyonu tarafından bu taşınmazda hak sahibi olarak belirlendiği, parsellerinin kendi payına düşen bölümlerinin rayiç bedelini ödeyip, tapuyu almaya hak kazandığı halde, tapudan devir işleminin yapılmadığı, bu bölümlerin davalı adına olan tapu kaydının iptali ve adlarına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, 4706 Sayılı Yasanın 3. Maddesinin Anayasa mahkemesinin 04.10.2002 gün ve 2001/382-21 sayılı kararı ile iptal edildiği, iptal edilen yasa ile yürürlükten kaldırılan 2924 Sayılı Yasanın satışa ilişkin hükümlerinin kendiliğinden uygulanır hale gelmeyeceği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gerekçesi ve hukuki boşluk nedeniyle, 2924 Sayılı Yasanın satışa ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre hak sahipleri belirlenerek rayiç bedeli tahsil edilen ancak, tapuda tescil işlemi yapılmayan taşınmazların tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1946 tarihli ilk orman kadastrosu ile 1980 yılında yapılıp, 10.04.1981 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 2896 sayılı yasa hükümlerine göre 1985 yılında yapılıp 28.10.1985, 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1988 yılında yapılıp 23.12.1988 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışmaları vardır. …. Köyünde 1978 yılında yapılan ve 02.06.1978-03.07.1978 tarihinde ilan edilen genel kadastroda …köyü 208, 287, 292 ve 325 sayılı parsellerin Hazine adına tesbitlerinin kesinleştiği ve bu yerlerin Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu yönünde taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık bu parsellerin bir kısım payının 2924 sayılı yasa hükümlerine göre satılıp satılamayacağı ve satılan bu payların alıcılar adına tescil edilip edilemeyeceğine ilişkindir.
Yörede 1998 yılında çalışmaya başlayan Hak Sahiplerini Tesbit Komisyonunca 81100 m2 yüzölçümündeki …Köyü 292 parselin 13327 m2 bölümünün, 566350 m2 yüzölçümündeki …köyü 208 parselin 880 m2 bölümü, 237500 m2 yüzölçümündeki 287 sayılı parselin 29703 m2 bölümünün, 206002 yüzölçümündeki 325 sayılı parselin 13472 m2 bölümünün … satıldığı ve satış bedelinin … Baş Mühendisliğine ödendiği,
… Bölge Müdürlüğü … Baş Mühendisliği 2/B Satış Komisyonu Başkanlığının 10.03.2000 tarihli yazı ile bu payın … adına tescilinin istendiği ancak tescil edilmediği, …köyü 208, 287, 292 ve 325 sayılı parsellerin diğer paylarının da başka kişilere satıldığı anlaşılmaktadır.
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, …köyünde makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığından, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemez. Yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerine de değer verilemeyeceği gibi bu yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe de değer verilemez. Makiye ayırma işlemi, orman sınırları dışına çıkarma değil Orman Yönetiminin iç işi olup, bir tesbit işlemidir. Bu nedenlerle makiye ayırma işlemi nedeniyle …köyü 208, 287, 292 ve 325 sayılı parsellerin Hazinenin özel mülkü olduğu kabul edilemez. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulun 30.04.2010 günlü kararında da; “1) 3116 Sayılı Yasa Hükümlerine Göre Yapılıp Kesinleşen Ve Tapuya Tescil edilen orman kadastro (tahdit) sınırları içinde bulunan ve 1996/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile kabul edilen konunun bu içtihadı birleştirmenin kapsamı dışında olduğuna, aynı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen, ancak tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığının, 2) 27/01/2009 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. maddesi ile 6831 Sayılı Orman Yasasına eklenen ek 10. madde hükmünün maki tespit komisyonlarınca 5653 Sayılı Yasa uyarınca maki olarak tespit edilen yerlere de uygulanması gerektiğine ve bunun sonucu olarak bu yerlerin tespit tarihinden itibaren imar, ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılmasına olanak bulunmadığına” karar verilmiştir.
…Köyünde çalışan Hak Sahipleri Tesbit Komisyonu, Rayiç Bedeli Tesbit Komisyonu ve Satış Komisyonlarının aslında tapu kaydına göre …köyü 208, 287, 292 ve 325 sayılı parsellerin paylar halinde satışına ilişkin kararlarının infaz olanağı yoktur. Biran için Hak Sahipleri Tesbit Komisyonu kararının uygulamaya konulduğu düşünüldüğünde paylı mülkiyette paydaşların her biri taşınmazın tamamını payları oranında kullanmak hakkına sahip olacağından taşınmazın, 2924 Sayılı Yasa kapsamında olmayan ve satışa da konu edilmemiş bölümünde, 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre satış yapılan kişilerce kendilerine satılan pay oranında taşınmaza malik olmaları söz konusu olacağından, davanın bu haliyle kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, davanın reddedilmiş olması sonuç itibariyle doğru görülmüştür.
Yerel Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının kesinleşmesi halinde, davacıların ödedikleri satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alma hakları bulunduğu gibi, dava nedeni ve mahkeme gerekçesine göre, 29.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 8. Maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen Geçici Ek. 4. Maddesinin “6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.
Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.
Bu maddeye göre yapılacak kadastro sırasında orman ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatları; orman kadastro tutanakları esas alınmak suretiyle orman işletme müdürlüğünce görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi ya da orman mühendisinin iştirak ettirildiği kadastro ekibince zemine aplike edilir. Bu çalışmalar sırasında
kadastro veya orman haritalarında düzeltmeyi gerektiren tutanak, pafta ve zemin uyumsuzluğunun tespiti halinde, yukarıda oluşturulan kadastro ekibince teknik mevzuata uygun hale getirilir. Bu çalışmalara kadastro kontrol mühendisi de iştirak ettirilir. Çalışma sonucunda bir zabıt düzenlenir ve bu zabıt ekip görevlileri ile kontrol mühendisi tarafından birlikte imzalanır. Düzeltme işlemleri, orman mevzuatı ile tapu ve kadastro mevzuatına göre yapılmış ve bu Kanuna göre yapılacak askı ilanı ile de ilan ve tebliğ edilmiş sayılır.
Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, daha öncesi tescil edilmiş olduğuna bakılmaksızın Maliye Bakanlığının talebi üzerine, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle ifraz ve/veya tevhit de yapılabilir. Bu işlemler sırasında, orman ve kadastro haritalarında tespit edilen fenni hatalar, yukarıdaki üçüncü fıkrada belirtilen usul ve esaslara göre düzeltilir.
Bu madde kapsamındaki kadastro, ifraz ve tescil işlemleri, 3194 sayılı İmar Kanunu ile 03/07/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki kısıtlamalara tabi olmaksızın yapılır.
Kadastro çalışmalarına başlanılmadan önce, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin içerisinde özel kanunlarına göre değerlendirilmesi gereken alanlar bulunup bulunmadığı kadastro müdürlüğünce ilgili kurum ve kuruluşlarına yazı ile sorulur. İlgili idarelerce 15 gün içerisinde kadastro müdürlüğüne bilgi verilir. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde, söz konusu alanların bulunmadığı yönünde cevap verilmiş sayılır. Bu bilgilere veya ilgili idarelerce zeminde gösterilen sınırlara göre bu yerler içindeki bu alanların sınırları ölçülerek krokisinde gösterilir ve beyanlar hanesinde belirtilir.” hükmüne göre yapılacak kadastroda kulanıcı oldukları belirtilerek Hazine adına tesbit ve tescilinin yapılmasından sonra yada mahkemenin bu ret kararının gerekçesi değiştirildiğinden yeniden açılacak bir davada kesin hüküm olmayacağından …Köyü 208, 287, 292 ve 325 sayılı parselin satış bedelini geri almayan kişiler yönünden yeni bir davanın konusu olabilecektir.
Açıklanan hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 07/04/2011günü oybirliği ile karar verildi.