Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/8646 E. 2011/12717 K. 15.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8646
KARAR NO : 2011/12717
KARAR TARİHİ : 15.11.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve ark. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 2010/5367-9178 sayılı bozma kararında; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır. Orman bilirkişi tarafından hükme esas alınan raporda, taşınmazın tahdit hattına göre konumu gösterilmiş, ancak orman bilirkişi raporundaki tahdit hattı, orman tahdit haritasındaki hatta benzememekte, ayrıca taşınmazın öncesinin belirlenmesi açısından eski tarihli memleket haritasındaki konumu da gösterilmemiştir. Bu rapor taşınmazın niteliğini belirlemede yetersiz olup, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin ve en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ve 1980‘li yıllara ait taşınmazların aktüel kullanım durumunu gösteren Memleket haritası ve hava fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde ilk orman kadastrosu 1948 yılında 3116 sayılı yasaya göre yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, çekişmeli taşınmazın 1948 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı, tahdidi yapılan orman sınırlarının tarif edildiği tutanaklarda “bağlı sicil tablosunda ve haritasında yeri ve şagilleri yazılı orman içindeki tarlaların tapu gösterilmediğinden fiili durumlarının tespiti ile iktifa edileceği, orman içindeki sahipsiz çeşmecik, keten tarla, ahlat alanları ile diğer açıklıkların devlet malı sayılacağı belirtilip haritasında işaretlenerek, orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre çıkartılan 1940 tarihli Tahdit Talimatnamesinin 38. maddesindeki “ Ormanların bitişiğinde bulunan mülk ve toprakların hepsinde, orman içindekilerden yalnız köy arazi ve camiasına dahil olanlarda vesaik ibraz edilmese bile fiili vaziyet aynen tespit ve zapta geçirilmekle iktifa edilir. Orman içinde olup da 2. madde şümulüne girmeyen diğer mülk veya topraklar için muteber tasarruf vesikası ibraz edilmezse tasarruf mevzuatı ile 2644 sayılı Tapu Yasasının 16 ve Orman Yasasının 25. maddelerine müsteniden bunlar Devlet namına tahdit olunur” hükmü gereğince dava konusu taşınmaz ve etrafının orman sınırı içinde bırakıldığı ve işlemin kesinleştiği gözetilerek Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığına göre, davalının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 15/11/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.