YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11682
KARAR NO : 2011/11116
KARAR TARİHİ : 06.10.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, 269 ada 3 parsel sayılı 38814,08 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 1948 tarihli 207 nolu tapu kaydı ve gittileri ile tarla niteliğiyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı, tapu kaydı, satın alma ve zilyetliğe dayanarak taşınmazın yarı hissesinin kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davacının davasının reddine, dava konusu parselin kadastro tesbitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece, taşınmazın 6831 sayılı yasanın 17/2. maddesi gereği orman içi açıklık konumunda bulunması nedeniyle orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve saptanan delillere uygun düşmemektedir. Kadastro sırasında taşınmaz tapu kaydına dayalı olarak davalı gerçek kişiler adına tespit edilmiş, davacı tapu kaydı, satın alma ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 3402 sayılı Yasanın 30/2. maddesinde üç ayrık halin mevcudiyeti halinde gerçek hak sahibi adına tescile karar verilebileceği öngörülmüştür. Somut olayda; bu üç ayrık halden hiç birisi mevcut bulunmamaktadır. Gerek Hazine, gerekse Orman Yönetimi tesbite itiraz etmedikleri gibi açılan davaya yöntemine uygun katılımları da yoktur. Mahkemenin ara kararı ile davaya dahil edilmesi Orman Yönetimine taraf sıfatını kazandırmaz. Hazine ve Orman Yönetiminin yargılama sırasında Kadastro Yasasının 26/D maddesi hükmü uyarınca davaya asli müdahil sıfatıyla katılmaları halinde uzman orman ve fen bilirkişi aracılığı ile resmi belgeler uygulanmak suretiyle taşınmazın orman toprağı olup olmadığı yönünde uygulama ve araştırma yapılmalıdır. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın davanın tarafları ile iddia ve savunmaları ve gösterdikleri delillerle sınırlı olarak çözümlenmesi gerekirken değerlendirmede yanılgıya düşülerek dava reddedildiği halde, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş olması doğru değildir.
Bu nedenle mahkemece; tesbite esas alınan tapu kaydı ve davacının dayandığı tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları getirtilerek yöntemince zemine uygulanıp, kapsamı belirlenmeli, tüm deliller birlikte değerlendirip, H.M.Y.’nın 26/1. maddesi gereği taleple bağlı kalınarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 06/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.