Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/9901 E. 2010/6226 K. 24.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9901
KARAR NO : 2010/6226
KARAR TARİHİ : 24.05.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı, davalının tefecilik yaptığını ve kendisinin de zaman zaman para alıp karşılığında senetler verdiğini, borçlarını ödemiş olmasına rağmen davalının elinde kalan 2 adet senetten birini icra takibine koyduğunu, takip konusu senetten dolayı borcunun bulunmadığını üstelik alacaklı olduğunu bildirerek takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile %40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya 2.750-TL borç para verip karşılığında senet aldığını, davacının borcunu ödememesi üzerine senedi takibe koyduğunu bildirerek davanın reddine, %40 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, dava konusu senedin malen düzenlenmiş olmasına rağmen davalı tarafça davacıya verilen borç para karşılığında düzenlendiği beyan edilerek senedin talil edilmiş olduğu, bu durumda ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalı tarafın senedin borç para karşılığı düzenlendiğine dair herhangi bir delil sunmadığı gibi yemin teklif etme hakkını da kullanmadığından senedin borç para karşılığı düzenlendiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, alacağın %40’ı oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, ihdas nedeni bölümünde malen kaydı bulunan bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Bononun borç para karşılığında düzenlendiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yani her iki taraf da bono metnini talil etmiştir. Bu durumda somut olayda çift taraflı talil bulunduğundan ispat külfeti yer değiştirmez. O halde mahkemece davacının iddiasını, HMUK.290.ve müteakip madde hükümleri gereğince yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği gözetilmeden ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.