Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/16959 E. 2011/2236 K. 08.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16959
KARAR NO : 2011/2236
KARAR TARİHİ : 08.03.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava konusu taşınmaz kadastro sırasında … KÖYÜ, 174 ada 196 parsel numarası 125616.36 m2 yüzölçümü ve ham toprak niteliği ile 17.05.2007 tarihinde Devletin hüküm ve tasarrufundaki tarım alanına dönüştürülebilecek yerlerden olduğu açıklanarak Hazine adına tesbit edilmiş, 10 07.2007 tarihinde kesinleşen tutanak aynı tarihte tapuya tescil edilmiştir. Davacı, … Köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında adına yapılan 174 ada 110 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının davalı HAZİNE adına tespit edilen 174 ada 196 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını belirterek hatalı oluşan tapu kaydının iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve 174 ada 196 parselin tapu kaydının iptali ile teknik bilirkişinin 03.03.2008 tarihli rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 1446.58 m2 yüzölçüme sahip bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.10.2008 tarih ve 2008/4554-5000 sayılı kararı ile “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan ham toprak niteliği ile tesbiti yapılan taşınmaz imar ve ihyaya muhtaç bir yer olup, orman ile de ilgisinin belirlenmesi gerektiğinden, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait orman tahdit harita ve tutanaklarının, tahdit yapılmadı ise memleket haritası, hava fotoğrafı ile amenajman planlarının Orman idaresinden, komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve mevcutsa dayanak belgelerin Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden getirtilmesi, ondan sonra usulüne uygun şekilde çağırılan taraf tanıkları, yerel, teknik, ziraatçi, ormancı ve fotoğrafçı bilirkişiler aracılığı ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılması, imar ve ihyanın nasıl yapıldığı, hangi tarihte tamamlandığı ve devam eden zilyetliğin ekonomik amaca uygun geçip geçmediğinin, eşi ile birlikte kullandığı açıklanan davacının eşinin payına yönelik de iptal ve tescil istemesinin hukuki dayanağının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulup belirlenmesi, orman ile ilgisinin bulunup bulunmadığı, komşu parsellere ait belgelere göre kazanmaya engel bir halin olup olmadığının, tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl ve daha öncesinde topoğrafik haritalara göre durumunun belirlenmesi, taşınmazın ve çevresinin niteliğini belirlemeye esas olmak üzere fotoğrafçı bilirkişi tarafından çekilen resimlerin usulen onaylanıp dosya arasına konulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1940 yılında KOCAYAYLA serisi olarak yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24/04/1982 ve 16/12/1982 tarihlerinde ilan edilerek kesinleşen ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ile 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, mahkemece bozmaya uyularak işlem yapıldığına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşen orman kadastrosu ile eski tarihli resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakılmış ise de, % 15-20 eğimli ve 20-30 yaşlarında doğal yollarla yetişmiş meşe ağaçları ile kaplı olup tarım arazisi niteliğinde bulunmadığı, bu hali ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanmaya elverişli taşınmaz niteliğinde olmadığından davacı yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı şartların oluşmadığı belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 08/03/2011gününde oybirliği ile karar verildi.